YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/21500
KARAR NO : 2017/8800
KARAR TARİHİ : 02.10.2017
MAHKEMESİ:Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, babaları … ‘in 11/05/2012 tarihinde davalı bankadan 36 ay vadeli tüketici kredisi kullandığı, banka yetkilileri tarafından kredi süresince hayat sigortasının yıllık yenilemeli olarak yapılması için mütevefadan imzalı dilekçe alınmasına rağmen davalı bankanın kredinin ikinci yılı için sigorta poliçesinin yenilenmediğini, mütevefanın 16/03/2014 tarihinde vefat etmesi üzerine davalı banka yetkililerinin mirasçısı olan müvekkilerinden kalan borç taksitlerinin ödenmesini talep ettiklerini, müvekkilleri tarafından ödemelere devam edildiğini, ödenen miktarın dava tarihi itibariyle 8.298.TL olduğunu ileri sürerek, 8.298.TL nin ticari faizi ile birlikte istirdatına ve kalan 12 taksit bedeli ile ilgili olarak borçlu bulunmadıklarının tespitine karar verilmesini istemiştir
Davalı, müteveffanın bir yıllık hayat sigortası yapılmasını istediğini ve devam eden yıllar için poliçenin yenilenmesinin istenmediğini, prim bedeli kredi müşterisince ödenmediğini, müvekkili bankanın sigorta yaptırması yükümlülüğü olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.Mahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, Bireysel Kredilerde Bağlantılı Sigorta Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin 6.maddesi gereği kredi verenin kredi kullanana karşı yenilemeye ilişkin bildirim yapma sorumluluğu getirilmiş olmasına rağmen, davalı bankanın bu hükme aykırı hareket etmesi nedeniyle kusurlu olduğu ve yine murisinde sigortanın yıllık yapılması nedeniyle yenilenip yenilenmediğini araştırmaması hususunda da kusurlu olması nedeniyle kusur oranının taraflar arasında eşit oranda paylaştırılması gerektiği, buna göre müteveffanın kusuruna isabet eden miktarın mahsubu ile kalan 889,88-TL ile dava tarihinden sonra ödenen 371,21-TL’nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-6100 sayılı HMK’nun 297/2. maddesi uyarınca dava konusu taleplerden her biri hakkında verilen hüküm ile taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık ve şüphe uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Dava, borçlu bulunulmadığının tespiti ve istirdat istemine ilişkindir. Mahkemece, istirdat talebi hakkında hüküm kurulmuş olup, menfi tespit istemi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. Açıklanan yasa hükümü nazara alındığında, mahkemece menfi tespit istemi ile ilgili infazda tereddüt uyandırmayacak şekilde olumlu yada olumsuz bir karar verilmemesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 02/10/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.