YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/25687
KARAR NO : 2016/17918
KARAR TARİHİ : 11.10.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı …. Başkanlığı vekili avukat …. ile davalı …. San. Sit. Koop. vekili avukat …. gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı kooperatifin müracaatı üzerine kamulaştırdıkları taşınmazlardan 2280 parsel numaralı taşınmazı kamulaştırma amacına uygun olarak davalı kooperatife devir ettiklerini, davalı kooperatifin bu taşınmaz nedeniyle açılan veya açılacak hertürlü davalardan doğacak masraflardan sorumlu olacağına dair taahütname verdiğini, önceki malik tarafından açılan kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası sonunda icra tehdidi altında 298.397,07 TL ödeme yapıldığını, ödenen tutara KDV eklenerek fatura kesildiğini, davalının sorumlu olduğu bu miktarı ödemediğini, alacaklarının dava tarihi itibariyle 365.605,89 TL olduğunu ileri sürerek, 365.605,89 TL alacağın faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı, dava konusu taşınmazları davacıdan bedelini ödeyerek satın aldıklarını, davacının kusurundan doğan davalardan sorumluluklarının bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının belirlenen zararın oluşmasında veya artmasında herhangi bir kasti veya ihmali hareketi ve işlemi tespit edilemediğinden davacı idarenin tapu malikine ödemek zorunda kaldığı tazminattan sorumlu tutulması da mümkün değildir gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dışı kooperatiflerle birlikte davalı kooperatifinde 1985 yılında talepte bulunması üzerine 02.12.1985 tarihli olurla kamulaştırılan taşınmazlardan dava konusu olan 2280 parsel numaralı taşınmazın açılan tescil davaları sonunda davacı idare adına tescil edildiği, daha sonra davacı adına tescil edilen bu taşınmazı davacı idarenin davalıya tapuda devir ettiği, bilahere eski malikin 20.11.2009 tarihinde davacı idare aleyhine açtığı davanın sonunda davacı idarenin kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminattan sorumluluğuna karar verildiği ve kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, idarenin kesinleşen karar neticesinde eski malike ödemede bulunduğu sabittir. Davalı kooperatif 18.10. 1993 tarihli taahütname ile idare aleyhine açılmış veya açılacak olan her türlü davanın idare aleyhine sonuçlanması halinde idarenin doğmuş ve doğacak tüm zararlarını kendisinin karşılayacağını taahhüt etmiş olup, davalı kooperatif kamulaştırmasız el atma davası sonunda hükmedilen bedelden sorumludur. Ancak kesinleşen davaya ait ilamda idarenin kamulaştırma evraklarının eski maliklere usulüne uygun tebliğ edilmediği kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Davacı idare taşınmaza ilişkin kamulaştırma evraklarını malikine usulüne uygun tebliğ etmeyerek taşınmaz hakkında 2009 yılında dava açılmasına sebep olmuştur. Kamulaştırma evraklarının maliklerine usulüne uygun tebliğ edilmediği hakkında kesin hüküm bulunmakta olup, bu karar tarafları ve mahkemeyi bağlar. Dosyadaki bilgi ve belgelerden tarla vasfında iken kamulaştırılan taşınmazların zaman içinde arsa vasfına dönüştüğü ve kamulaştırma bedelininde arsa vasfı esas alınarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan hususlar birlikte değerlendirildiğinde olayda davacı idarenin kusurlu bulunduğunun kabulü gerekirse de yukarıda anılan taahhütname gereğince davalı kooperatifinde oluşan zarardan sorumlu tutulması gerekmektedir. Mahkemece olayda davalı kooperatifinde kamulaştırmasız el atma davası sonucu ödenen bedelden sorumlu olduğu kabul edilerek, davacının takdir ve tayin edilecek kusuru oranında bedelden indirime karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 27,70 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.