YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/28023
KARAR NO : 2016/19557
KARAR TARİHİ : 26.10.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı … Tic. AŞ avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı … Tic. AŞ vekili avukat … ile davacı vekili avukat …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı … ile akdedilen 28.09.2011 tarihli sözleşme ile 6 adet daire bir dükkan satın aldığını, satışa konu dairelerin taahhüt edilen zamanda bitirilip teslim edilmediğini, satış bedelinin ödendiğini, daha sonra bu daireler ve dükkanın dava dışı şahıslara satılıp devredildiğini, artık kendilerine teslim edilemeyeceğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla sözleşmelerin feshi ile dairelerin ve dükkanın dava tarihindeki rayiç değerlerinin tahsili bu mümkün olmaz ise de ödenen satış bedelinin denkleştirilmiş adalet ilkesine göre tahsiline ve ayrıca geç teslim nedeniyle doğan kira tazminat alacağının davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, davacının son celse talep ettiği miktar olan 1.100,000,00 TL’yi ödemeye razı olduğunu beyan etmiştir.
Davalı … İnşaat Anonim Şirketi, davalı …’in şirketi tek başına temsile yetkili olmadığını beyanla davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 1.100,000,00 TL alacağın davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı şirket tarafından temyiz edilmiştir.
Dava geçersiz satış sözleşmesi gereği ödenen bedelin iadesi istemine ilişkin olup, davacı, davalı şirket yetkilisi … ile imzalanan satış sözleşmeleri gereği kendisine teslimi ve devri gereken 6 adet daire ve dükkanın başkalarına satıldığını, ödediği satış bedelinin denkleştirilmiş adalet ilkelerine göre davalılardan tahsilini istemiş, davalı … davayı kabul etmiş, davalı şirket ise diğer davalının kendilerini tek başına temsile yetkili olmadığını ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Dosyada bulunan imza sirküleri, sicil kayıtları ve diğer bilgi ve belgelerden anlaşıldığı üzere davalı şirketin temsili çift imza ile yapılmaktadır. Sadece davalı …’in davayı kabul yönündeki beyanı diğer davalı şirket açısından bağlayıcı nitelikte değildir. Bunun yanında her ne kadar kabul beyanı davalı şirket açısından bağlayıcı değil ise de mahkemece dava konusu satış bedelinin davalı şirket hesabına geçip geçmediği, davalının bu sözleşmeleri şirket adına yapıp yapmadığı, davalı şirketin söz konusu projede müteahhit sıfatı taşıyıp taşımadığı gibi hususların da araştırılarak, taraf delilleri toplanıp davalı şirketin savunmaları değerlendirilerek işin esasına girilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ve değerlendirme ile davanın davalı şirket açısından da kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı … A.Ş. yararına BOZULMASINA, 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalı … Tic. AŞ’ne ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.