Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2015/28311 E. 2015/35520 K. 03.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/28311
KARAR NO : 2015/35520
KARAR TARİHİ : 03.12.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, 13/10/2009 tarihinde, davalıdan taşınmaz satın aldığını, satın alınan taşınmazın 04/04/2012 tarihinde… tarafından onaylanan 1/5000 ölçekli …merkez nazım imar planında orman alanları ile ihtilaflı alan lejantına alındığını, bu şekilde taşınmazın kullanılamaz duruma geldiğini, davalının taşınmazın durumunu bildiği halde sattığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile davalı adına tesciline, dava tarihinde taşınmazın değerinin tespiti ile, tespit edilen değer üzerinden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacının davalıdan satın aldığı taşınmazın hukuki ayıplı olması nedeniyle, sözleşmenin iptali ile rayiç bedelin tahsiline yönelik olup; davalı, satış sırasında bu durumun mevcut olmadığını ve bilgisinin olmadığını savunmuş; mahkeme ise, davacının, davalının hukuki ayıbı bildiği iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar vermiştir. Borçlar Kanunu’nun 219. maddesi (Eski BK. 194.md) uyarınca, satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur. Somut olayda, davacı tarafından satın alınan taşınmazın bulunduğu yerin orman alanları ile ihtilaflı alan lejantına alındığı hususu tartışma konusu değildir. Davalının taşınmazı hukuki ayıplı olarak sattığı anlaşılmaktadır. Mahkemenin gerekçesinde, davalının hukuki ayıbı bildiğinin ispat yükünün davacıda olduğu belirtilmesine karşın, davacının davaya konu yerin hukuki ayıplı olduğunu bilerek satın aldığının ispat yükü davalıya düşmektedir. Bu durumda, davacının davaya konu yerin hukuki ayıbını bilerek satın aldığı davalı tarafından ispatlanamadı ve satıcı davalının zapta karşı tekeffül hükümleri gereğince sorumlu olduğunun kabulü ile sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle ve yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.