YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/28346
KARAR NO : 2015/37141
KARAR TARİHİ : 17.12.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 30.07.2001 tarihinde kızkardeşi olan davalı …’a 3535 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 27 no’lu bağımsız bölümü satmak üzere özel vekaletname verdiğini, davalı …’ın bu yeri 13.08.2001 tarihinde eşi olan diğer davalı …’a 2.000,00 TL bedelle satmış gibi gösterdiğini, davalı …’ın ise 28.08.2008 tarihinde 25.000,00 TL bedelle sattığını ve satış bedelinin kendisine ödenmediğini ileri sürerek satış bedeli olarak tapuda gösterilen 25.000,00 TL’nin satış tarihi olan 28.08.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalı … yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle, davalı … yönünden husumetten reddine dair verilen kararın davacı tarafından temyizi üzerine Dairemizce bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davalı …’a yönelik davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı …’a yönelik davanın kısmen kabulü ile 10.110,55 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, davalı … ile yapılan vekalet sözleşmesine dayalı olarak kendisine ait taşınmazın davalı vekil … tarafından satışı nedeniyle doğan alacağın tahsili isteminde bulunmuş olup, dava hukuki niteliği bakımından Borçlar Kanununun 392. maddesine dayanan vekilin hesap verme yükümlülüğünden kaynaklanmaktadır. BK.nun 392. maddesi, vekilin vekaleti ifa için veya ifa dolayısıyla aldığı şeyleri derhal müvekkile verme borcu ile borç para borcu ise zamanında yerine getirilmemesi yüzünden faiz ödeme borcunu düzenlemiştir. Geniş anlamda hesap verme yükümlülüğünün diğer bir görüntüsü de vekilin vekaleti dolayısıyla üçüncü kişilerden müvekkil nam ve hesabına para tahsil ettiği hallerde sözkonusu olur. Vekil, müvekkilden veya üçüncü kişilerden aldığı değerler ve kendi ücret, masraf ve tazminat alacakları hakkında hesap vermek zorunluluğundadır. Hesap verme borcu hukuksal nitelikçe bir yapma borcudur.
Somut uyuşmazlık itibariyle, davalı vekilin davacıya ait taşınmazı vekil sıfatı ile 13.08.2001 tarihinde eşi olan diğer davalıya sattığı, ancak dosya kapsamı itibariyle satış bedelini davacıya ödediğini ispat edemediği, bu hususun mahkemenin de kabulünde olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece az yukarıda açıklanan yasa maddesi gözetilerek davaya konu taşınmazın satış tarihindeki rayiç bedelinin, satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı …’dan tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde satış tarihindeki değerin resen dava tarihine güncellenerek belirlenen bedel üzerinden davanın kabulüne dair hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 52,12 TL harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, peşin alınan 79,82 TL harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 17/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.