Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2015/31729 E. 2015/35673 K. 07.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/31729
KARAR NO : 2015/35673
KARAR TARİHİ : 07.12.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacılar, murisleri adına kayıtlı taşınmazın belediye encümeni kararıyla davalı belediyeye 256.380 TL bedelle satıldığını, belediye başkanı tarafından bedelinin ödeneceğine ilişkin verilen sözlü taahhüde güvenerek tapu devrinin yapıldığını, davalı tarafından satış bedelinin tamamının…İdaresinden temin edilemediği 120.000 TL kısmının ödeneceği, bakiye kısmın belediye imkanları ile karşılanacağı belirtilerek davalı ile taahhütname imzalandığını, bu taahhütnameye göre doğan alacağı fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak davalı aleyhine yapılan icra takibi ile talep edildiğini,davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek,itirazın iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, savunmasında yapılan taahhütnamede davacılara yapılacak ödemenin il özel idaresinin kendilerine ödeme yapması şartına bağlandığını ve il özel idaresi tarafından kendilerine bir ödeme yapılmaması nedeniyle doğmuş bir alacak bulunmadığını, ayrıca resmi tapu satış senedine göre satış bedelinin ödendiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece asıl alacağa ilişkin davanın konusuz kalması nedeniyle asıl alacağa ilişkin bir karar verilmesine yer olmadığına, işlemiş faiz talebi yönünden davacının feragatı nedeniyle bu talebin reddine karar verilmiş, hükmü tarafların temyizi üzerine dairemizin 28.05.2015 tarih … karar sayılı ilamı ile onanmış, davacılar bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1-Dava, taraflar arasında yapılan taşınmaz satışı nedeniyle satış bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun… Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1…Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.
Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesinde; hükmün, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsayacağı, hükmün sonuç kısmında ise, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerektiği düzenlenmiştir.
Somut olayda; mahkemece verilen kararın gerekçe kısmında asıl alacağın ödenmiş olması nedeniyle asıl alacak konusunda karar verilmesine yer olmadığı,ancak davada davalı belediyenin yargılama giderleri ve vekalet ücreti ödemesi gerektiği belirtilmesine rağmen kısa kararda ise davacı talepte bulunmasına rağmen “ taraflarca masraf ve ücreti vekalet talep edilmediğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına” dair hüküm tesis edilmesi açıklanan düzenlemelere aykırı olup hükmün bozulmasını gerektirir.
2-Dava konusu asıl alacağın davalı tarafça yargılama aşamasında ödenmesi üzerine, davacı tarafından icra ödeme emrinde talep edilen 2.300 TL işlemiş faiz talebine dair istemlerinden feragat edilmiş ise de,asıl alacağa icra takip tarihinden asıl alacağın ödendiği tarihe kadar işleyen faiz miktarı yönünden davacının bir feragat beyanı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafın talep edilen, asıl alacağa icra takip tarihinden sonra işleyecek faiz istemi yönünden mahkeme kararının “gerekçe” kısmında herhangi bir açıklama yer almadığı gibi, “hüküm” kısmında da olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. Oysa ki, 6100 sayılı HMK’nun 297/2. maddesi gereğince bir davada istek sonuçlarından her biri hakkında hüküm kurulması zorunludur. O halde, davacının itirazın iptaline konu icra takip talebinde yer alan tüm talepleri yönünden mahkemece olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Mahkeme kararının yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle bozulması gerekirken, Dairemizce sehven onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, davacının karar düzeltme talebinin kabulüne, Dairemizin 28.05.2015 tarih … ve …Karar sayılı “onama” ilamının kaldırılmasına, hükmün açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacıların karar düzeltme talebinin kabulüne, Dairemizin 28.05.2015 tarih . 2… Karar sayılı “Onama” ilamının kaldırılarak, hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 07/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.