Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2015/3234 E. 2016/11473 K. 26.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3234
KARAR NO : 2016/11473
KARAR TARİHİ : 26.04.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki cezai işlemin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı asıl davada, eczacı olduğunu, davalı kurumun 24.12.2010 tarihli fesih yazısı ile reçetelerin arkasındaki imzaların hasta veya yakınına ait olmaması nedeniyle reçeteler bedelinin 5 katı olan 25.840,25TL ile hastanelerde adam bulundurup reçete toplandığı, hastaların yönlendirildiği iddia edilerek faizi ile birlikte 237.551,92TL reçete bedellerinin alacağından mahsup edileceğini ve sözleşmeyi bir yıl süreyle fesih ettiğini bildirdiğini, kurumun bu uygulamasının haksız olduğunu ileri sürerek, fesih ve mahsup işlemlerinin iptaline karar verilmesini, birleşen davada ise, davalı kurumun 1.6.2011 tarihli yazısı ile yönlendirici personel ve benzeri yollarla eczane tarafından toplanan reçetelerin kuruma fatura edilmesi nedeniyle 25.880,48TL’nin alacağından mahsup edileceğinin bildirildiğini ileri sürerek, cezai işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-6100 sayılı HMK’nun 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK’nun 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK’nun 298/2. maddesi gereğince de, gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün de birbirine uyumlu olması gerekir.
Somut olayda kısa kararda sadece asıl dava ile ilgili hüküm kurulmuş, birleşen dava ile ilgili herhangi bir hüküm kurulmamış, buna rağmen kararın hüküm fıkrasında, “birleşen dava ile ilgili olarak sabit olmayan davanın reddine” şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu şekilde kısa karar ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılmıştır. Bu husus, az yukarda açıklanan kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm fıkrasının birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olup mahkemece, 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas ve 1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi, kısa karar ile bağlı kalınmaksızın, ancak kısa karar ile gerekçeli karar ve hüküm fıkrası arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilebilmesi için usul ve yasaya aykırı olan kararın bozulması gereklidir.
2-Buna ek olarak, mahkemece hüküm kurulurken kısa kararda “Davacının elemanlarınca reçete toplandığı, davacının eczanesine yönlendirme yapıldığı, telefon veya faksla gelen taleplerin karşılandığı, reçete toplayan kişilere getirdikleri reçete başına prim verildiği, reçetelerin davacıya ait eczaneye kanalize edildiğinden, protokolün ilgili maddelerinin ihlali nedeniyle davalı kurumun 1 yıl süreli sözleşme feshinde usulsüzlük bulunmadığı, 28.440,25-TL ceza uygulamasında da usulsüzlük bulunmadığından bu yöne ilişkin davanın reddine,” denilmiş, gerekçeli kararın hüküm kısmında ise kısa karardan farklı olarak “Davanın KISMEN KABULÜ ile davalı kurumun 1 yıl süreli sözleşme feshinde usulsüzlük bulunmadığı, 25.840,25-TL ceza uygulamasında da usulsüzlük bulunmadığından bu yöne ilişkin davanın REDDİNE,” denilmiş olmakla kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki oluşmuş olup, bu ise az yukarıda açıklandığı üzere usul ve yasaya aykırıdır. Kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
3-Bozma nedenine göre, tarafların temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 ve 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, 3 nolu bent gereğince tarafların temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan 25,20 TL harcın davacıya iadesine, 26/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.