YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/35397
KARAR NO : 2015/31459
KARAR TARİHİ : 27.10.2015
MAHKEMESİ :. Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıdan daire satın aldığını, taraflar arasındaki sözleşme gereğince taksitlerde yapılacak artış oranına uyulmadığını, böylelikle fazla tahsilat yapıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik fazla tahsilat miktarı olan 100 TL’nin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı TOKİ’den daire satın aldığını, taksit artış yönteminin yanlış belirlendiğini dolayısıyla kendisinden fazla tahsilat yapıldığını ileri sürerek fazla yapılan tahsilat miktarının tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, davanın reddine, kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına AAÜT’nin 22.maddesi uyarınca aynı gün davacı vekilinin vekil olduğu 50 ve üzeri dava dosyasının duruşması yapıldığından vekalet ücretinden %20 oranında indirim yapılarak 80 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, davanın seri dava niteliğinde olup olmadığı ve buna göre de vekalet ücretinin Tarifenin 22.maddesine göre hesaplanıp hesaplanamayacağı ve vekalet ücretinin hangi miktarda olması gerektiği hususundadır.
Doktrinde ve uygulamada seri davanın, ihtiyari dava arkadaşlığının bir türü olduğu kabul edilmektedir. Bu nedenle öncelikle ihtiyari dava arkadaşlığının hangi hallerde olduğu hususunun tartışılması gerekir.
Dava ve karar tarihinde yürürlükte olan 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 57/1.maddesine göre;
“Birden çok kişi, aşağıdaki hâllerde birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabilir:
a)Davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması.
b)Ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri.
c)Davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması.”
6100 Sayılı Hukuku Muhakemeleri Kanunu’nun 58/1.maddesine göre; “İhtiyari dava arkadaşlığında, davalar birbirinden bağımsızdır. Dava arkadaşlarından her biri, diğerinden bağımsız olarak hareket eder.”
Somut olayda; davacı ile davalı arasında “……Toplu Konut Projesi Gayrimenkul Satış Sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmenin 2.2. maddesine göre; “Her altı aylık dönemin başında (Ocak-Temmuz) o dönemde geçerli olacak borç bakiyesi, dönem boyunca yapılan ödemeler dönem başındaki borç bakiyesinden düşülmek suretiyle, bir önceki altı aylık dönemdeki memur maaş artış oranı dikkate alınarak idarece tespit edilen ve bankaya bildirilen oran üzerinden artırılarak; sözleşme imzalama tarihine bakılmaksızın her dönem için yeniden hesaplanır. Yeni aylık taksit miktarı ise, borç bakiyesinin kalan vadeye bölünmesiyle bulunur.”
Dava dosyasında ve seri dava olarak kabul edilen diğer dava dosyalarındaki uyuşmazlık, sözleşme maddesindeki memur maaş artış oranının neye göre belirlenmesi gerektiği hususunda çıkmaktadır. Uyuşmazlığın bu niteliği itibariyle; davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olduğu anlaşılmakla davaların seri dava niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.
Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 22/1.maddesine göre; “İhtiyari dava arkadaşlığının bir türü olan seri davalar ister ayrı dava konusu yapılsın ister bir davada birleştirilsin toplamda elli dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine, toplamda yüz dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %80’i oranında avukatlık ücretine, toplamda ikiyüzelli dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %60’ı oranında avukatlık ücretine, toplamda ikiyüzelliden fazla açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %40’ı oranında avukatlık ücretine hükmedilir. Duruşmalı işlerde bu şekilde avukatlık ücretine hükmedilmesi için dosyaya ilişkin tüm duruşmaların aynı gün aynı mahkemede yapılması gerekir.”
Uyuşmazlık altı aylık dönemlerdeki taksit artış oranının neye göre yapılması gerektiği hususundaki muarazanın giderilmesi istemine ilişkin bulunduğundan dava değerinin 100 TL olarak kabulü ve buna göre vekalet ücretinin belirlenmesi yerinde değildir. Uyuşmazlık muarazanın giderilmesi niteliğinde olduğundan vekalet ücretinin tüketici mahkemelerinde uygulanan maktu vekalet ücreti esas alınarak belirlenmesi gerekir. Buna göre karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık asgari Ücret Tarifesinin 22/1.maddesine göre; yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına 600 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile 80 TL vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir. Ne var ki, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması usulün 438/7 maddesi gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının gerekçeli kararın hüküm fıkrasının 3.bendinde yer alan “80,00-”rakamlarının hükümden çıkartılarak yerine “600” rakamlarının yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/10/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.