YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4331
KARAR NO : 2015/10495
KARAR TARİHİ : 02.04.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile aralarında 01.01.2008-31.12.2008 dönemine ilişkin hizmet alım sözleşmesi akdedildiğini, davalının hakedişlerinden 5510 sayılı yasa gereği haksız olarak kesinti yaptığını, kesintinin yaklaşık 9.580,00TL olduğunu, ancak bilirkişi raporuyla netleşeceğini ileri sürerek, fazlaya dair hakkı saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.000TL’nin hakediş tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, talep konusunun miktarının açıkça belli olduğu, davacının kısmi dava açmakta hukuki yararı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 5510 sayılı yasa gereği hakedişlerden haksız kesintinin iadesi talebine ilişkindir. Davacı, dava dilekçesinde şimdilik 1.000.00TL talep ettiğini, fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğunu ve kesintilerin tümünün belirlenmesini istediğini beyan etmiştir. Mahkemece, talep konusu miktarın açıkça belli olduğu, davacının tespit, belirsiz alacak davası ve kısmi dava açma şartlarının bulunmadığı ve kısmi dava açmakta hukuki yararının olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. HMK’nın 107/1.maddesinde “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktarı yada değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir” düzenlemesi ve HMK’nın 109/2.maddesinde “Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz” hükmü mevcuttur. Bu yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında, davacının alacağının miktarının tam ve kesin olarak belirlenmesi mümkün olmadığı gibi talep edilecek miktar taraflarca tartışmasız ve açıkça belirlenmemiştir. Dava konusu alacağın tespiti bu haliyle mümkün olmayıp yargılamayı gerektirmektedir. Bu alacak için davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının mevcut olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle olunca, mahkemece, davacının talep ettiği alacağın yargılama safahatinde belirlenecek nitelikte olması nedeniyle söz konusu dava açmakta hukuki yararının olduğu kabul edilerek işin esasına girilip taraf delilleri toplanarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yanlış gerekçeyle davanın reddi yönünde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 02/04/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.