YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4399
KARAR NO : 2015/22610
KARAR TARİHİ : 30.06.2015
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki ayıplı mal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılardan …tarafından ithal edilen 2012 model 0 km Volvo S60 marka aracı, diğer davalı …’den satın aldığını, aracın 18.12.2012 tarihinde teslim edildiğini, aracın 1,5 yıl kadar sorunsuz kullanıldığını, ancak bu tarihten sonra meydana gelen aynı ve farklı arızalar nedeniyle aracı bir çok kez servise götürdüğünü, aracın şanzımanının yenisi ile değiştirildiğini, bu değişim işinin ihtirazi kayıt ile kabul edildiğini, araçta imalattan kaynaklanan gizli ayıp bulunduğunu ileri sürerek, aracın yenisi ile değiştirilmesine, olmadığı takdirde araç bedelinin faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar; davacının iddialarının doğru olmadığını, davanın haksız ve yersiz açıldığını, bu nedenle de yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; davalı Otokoç Otomotiv…A.Ş.’den satın alınan aracın ayıplı olması nedeniyle bedel iadesine ilişkindir. Mahkemece, yapılan onarım sonucu arızanın giderildiği ancak aracın niteliği ve özelliği göz önünde bulundurulduğunda şanzımanda meydana gelen arızanın değiştirilmesi neticesinde aracın orjinal halini kaybettiği gibi tüketicinin araca duyduğu güvenin sarsılması nedeniyle araçtan beklediği yararı sağlayamadığı davacı tarafça değişiklik talebi davalı tarafa iletilmesine karşın davalı yanın bu istemi yerine getirmediği tüketicinin bu şekilde aracı değer düşüklüğüne ilişkin zararı giderilecek olsa da kullanmaya zorlanmasının hak ve adalete uygun bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulü cihetine gidilmiştir. Ne var ki 27.10.2014 tarihli bilirkişi raporunda Dava konusu aracın keşif anında 53817 km. olduğu, dosya içeriğinde bulunan servis ekstraları ile araç üzerinde yapmış olduğumuz test neticesinde Aracın şanzımanından (vites kutusu) her hangi bir ses, gürültü vb. gibi her hangi bir ses gelmediği, ani gaz vermede ve ani duruşlarda, kalkışlarda bir problem olmadığı,Dosyada bulunan aracın şanzımanın (vites kutusu) değişmesine sebebiyet veren arızasının nereden ve nasıl kaynaklandığı detaylı olarak belirtilmediği için komple değiştirilen şanzıman (vites kutusu) da arıza yapıp yapmayacağı tespit edilemeyeceği, Şanzıman ikinci bir kez arıza yapacak olur ise aracın bedelinin iade edilmesi gerektiği; Tüketicinin korunması hakkında kanunun 13. mad. … uygulama esaslarına dair yönetmeliğin 14. mad. Göre arızanın bir yıl içerisinde tekrar etmesi halinde malın değiştirilmesi gerekeceği Dava konusu olan aracın şanzımanın (vites kutusu) değiştirilmesinden dolayı araç ikinci el konumuna düşeceğinden dolayı 10.000,00 TL. değer kaybı olacağı tespit edilmiştir. Bilirkişi raporunda davaya konu üründeki aksaklığın niteliği, ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise açık ayıplı mı gizli ayıplı mı olduğu belirtilmemiş olmasına rağmen mahkemece yukarıdaki gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir; Oysa ki, Bilirkişi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Deliller ve İkamesi” başlığı altında m. 266 vd.’da düzenlenmiştir. Bilirkişi raporunun delil olarak değeri m. 282’da “Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.” denilmek suretiyle onun takdiri bir delil olduğu ve hâkimi bağlamayacağı ifade edilmiştir. Bu hüküm, “hâkim delilleri serbestçe takdir eder (HMK m. 198).” biçimindeki genel kuralın özel olarak vurgulanmasından başka bir şey değildir. Gerçekten hâkim bilirkişi düşüncesiyle bağlı değildir (HMK m. 282). Bu hükmün amacı, hâkimin uygun görmediği rapor karşısında yeniden bilirkişiden mütalaa almasına veya gerekirse başka bilirkişinin düşüncesine başvurmasına imkân sağlamaktır. Bu itibarla hâkimin bilirkişi yerine geçerek kişisel düşünce ve müşahedelerine dayanarak hüküm vermesi mümkün değildir. Yapılacak …, davalının itirazı da gözetilmek suretiyle az önce belirtildiği gibi yeniden bilirkişiden mütalaa sorulmak veya başka bilirkişi eliyle inceleme ve araştırma yaptırmaktan ibarettir. Bu halde; bu inceleme ve araştırma yaptırılmaksızın uzman görüşünün aksine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 30/06/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.