YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/660
KARAR NO : 2015/8905
KARAR TARİHİ : 19.03.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının 28/03/2008 tarihinde kendisinden dört günlük olmak üzere aldığı ödünç parayı tüm uyarılara rağmen iade etmedğini, davalı hakkında Milas 1.icra müdürlüğünün 2012/3172 esas sayılı dosyası ile 22/08/2012 tarihinde icra takibi başlattığını, davalının( borçlunun ) Milas İcra Hukuk Mahkemesine şikayet yolu ile gecikmiş itirazda bulunmasından sonra 1.İcra Müdürlüğünce itirazın yasal süresinde olduğundan başlatılan icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, ancak itirazın haksız ve yersiz olduğunu, davalının süreli olarak ödünç aldığı parayı iade etmediğini belirterek davalı-borçlunun icra takibine itirazının iptali ile % 40 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının davasının Kabulü ile ; davalının Milas 1.İcra Müdürlüğünün 2012/3172 esas sayılı dosyasına vaki itirazın kaldırılmasına, davacının icra inkar tazminatına ilişkin talebinin şartlar oluşmadığından reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra – inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, davacının bu istemi hakkında kabul kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, usulün 438/7.maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenle mahkeme kararının hüküm fıkrasının 2. bendinde yer alan “Davacının icra inkar tazminatına ilişkin talebinin şartlar oluşmadığından reddine” cümlesinin hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine aynen “Davacı lehine hüküm altına alınan asıl alacak üzerinden % 20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” cümlesinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 19.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.