YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9871
KARAR NO : 2016/17344
KARAR TARİHİ : 27.09.2016
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı banka ile asıl borçlu …. arasında imzalanan konut kredisi sözleşmesine kefil olduğunu, asıl borçlu kredi taksitlerini ödemeyince, banka tarafından ihtarname gönderilerek hesabın kat edildiğini ve daha sonra asıl borçlu ve kefiller hakkında icra takibi başlatıldığını, bankanın asıl borçluya karşı takip yapılıp sonuçlandırılmadan kendisi aleyhine icra takibi başlattığını ileri sürerek, borçlu olmadığının tespiti ile maaşından kesilen paraların avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının icra takip dosyasında davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, davacıdan kesilen 5.500,00 TL nin kesinti tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Mahkemece, davacının icra takip dosyasında davalıya borçlu bulunmadığının tespiti ile davacı yararına 750,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir. Ancak, hüküm tarihi olan 02.12. 2014 tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 12. maddesi uyarınca “hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücretinin, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin İkinci Kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceği, ancak hükmedilen ücretin kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceği” ifade edilmiş olmakla, eldeki davada tarifenin üçüncü kısmında gösterilen nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, değinilen bu yön gözetilerek davacı yararına hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari ücret Tarifesi gereğince 10,637,00 TL nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması HUMK’nun 438/7. maddesi gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle mahkeme kararının hüküm bölümünün 3 numaralı bendinin bütünüyle karardan çıkartılarak yerine aynen “davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, 10.637,00 TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine” söz ve rakamlarının yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan 375,70 TL harcın istek halinde davalıya iadesine, 27/09/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.