Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2016/17585 E. 2016/17653 K. 03.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/17585
KARAR NO : 2016/17653
KARAR TARİHİ : 03.10.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, … komisyonculuğu yaptığını, davalıların annesine ait 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların satışı için vekaleten davalılarla 23.07.2009 tarihli “gayrimenkul aracılık sözleşmesi” yaptıklarını, ancak davalıların kendisini devre dışı bırakarak taşınmazların satışını gerçekleştirdiklerini, komisyon ücretinin ödenmesi amacıyla başlattığı takibe davalıların haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, % 20 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı … ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava dilekçesinde davalı olarak … ile … gösterilmiş, davaya da anılan kişilerin vekili olarak Av. … katılmış iken bilahare mahkemece hasımda hata yapıldığı kabul edilerek “… hasımlıktan çıkarılıp, …. davaya dahil edilmek” suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. İcra takip talebinde borçlu olarak … ve … gösterildiğinden, dava dilekçesinde …. yerine, yanılgı nedeniyle davalı olarak anne …’ın gösterilmiş olması ve bu hususun hasımda hata olarak değerlendirimesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, hasımda hata yapıldığı anlaşıldıktan sonra davada yer alması gereken davalı … Işık’a dava dilekçesi tebliğ edilmemiş, davada yer alması sağlanmamış, bu suretle de savunma hakkı kısıtlanmıştır. Bilindiği üzere, savunma hakkı Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alındığı gibi, karar tarihinde yürürlükte bulunan HMK.nun 27. maddesi hükmüne göre de, davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, başka bir anlatımla, davalıya savunma hakkını kullanma olanağı verilmeden hüküm kurulamaz. HMK.’nın 320/1. maddesinde “mahkeme mümkün olan hallerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar vereceği” belirtilmişse de bunun ancak ön inceleme aşamasında ve “mümkün olan hallerde” olduğu belirtilmek suretiyle yasanın uygulama alanı dar bir çerçeve ile belirlenmiştir. HMK’nın 27. maddesinde belirtildiği üzere davanın taraflarının, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakları mevcut olup, bu hak çerçevesinde tarafların açıklama ve ispat hakkını kullanabilmeleri gerekmektedir. Hal böyle olunca, davalı … ışık’ın yasal adresine usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilip, taraf teşkili sağlandıktan ve taraf delilleri toplandıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre, davalı …’ın temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle kararın davalı … Işık yararına BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenle, davalı … …. temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan 2.965,43 TL harcın istek halinde davalılara iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.