YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/20924
KARAR NO : 2019/10858
KARAR TARİHİ : 06.11.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, yurt dışında yaşadığını, mülkiyeti kendisine ait 737 parsel numaralı taşınmazı satması için davalıların murisi …’i vekil tayin ettiğini, davalıların murisinin taşınmazı satmasına rağmen satış bedelini kendisine ödemediğini, sözlü uyarılarının da sonuç vermediğini ileri sürerek; taşınmazın satış tarihindeki rayiç değerinden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiş, 4.12.2015 tarihli dilekçesi ile talebini 21.875,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, 21.875,00 TL maddi tazminatın satış tarihi olan 23.01.2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece, zamanaşımı nedeniyle reddine ilişkin verilen ilk karar, davacının temyizi üzerine Dairemizin 16.4.2013 tarih 2013/5022 Esas 2013/10035 Karar sayılı ilamı ile zamanaşımı süresinin dava tarihi itibariyle henüz başlamadığı gözetilerek işin esasına girilmek suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sırasında 4.12.2015 tarihli ıslah dilekçesiyle davacı, talebini 21.875,00 TL olarak ıslah ettiğini ifade etmiş, mahkemece ıslah edilen talep esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa ki, HUMK’nun 83. maddesi ve 4.2.1948 tarih 10/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün bulunmayıp Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun son olarak 06/05/2016 tarih 2015/1 Esas ve 2016/1 sayılı kararında da bozma sonrası ıslah yapılamayacağı ve 1948 tarihli içtihadı birleştirme kararının değiştirilmesinin gerekmediği belirtilerek ilke olarak bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı kesinleşmiştir. Bu nedenle davacının ıslahtan önceki talebi dikkate alınarak sonucuna uygun bir hüküm kurulması gerekirken, mahkemece yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalıların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, peşin alınan 373,57 TL harcın davalılara iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06/11/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.