YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/22933
KARAR NO : 2016/17696
KARAR TARİHİ : 05.10.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, …. Etap Kentsel Dönüşüm projesi kapsamında arsasını davalı belediyeye devrettiğini, arsasına karşılık kendisine bir daire verilmesini kararlaştırıldığını, bedel farkı nedeniyle davalıya 27.818,37 TL ödeme yaptığını, ancak davalı belediyenin sözleşmeyi tek taraflı feshettiğini, bu nedenle verilmesi gereken bağımsız bölüme kavuşamadığını, ancak davalının fiilen projeyi uygulamaya başlaması nedeniyle taşınmazdan da istifade edemediğini belirterek, taşınmazın bedelini tespiti ile kamulaştırmasız el atma hükümleri gereğince, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak, 1.000,00 TL ile davalı İdareye ödenen 27.818,37 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, İdari Yargının görevli olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, tapulu taşınmazının davalı belediyeye devri hususunda aralarında sözleşme yapıldığını, bedel farkı nedeniyle davalıya ödeme yaptığını, davalının sözleşmeyi feshetmesi nedeniyle verilmesi gereken bağımsız bölümden mahrum kaldığını, aynı zamanda davalının fiilen projeyi uygulamaya başlaması nedeniyle taşınmazdan da istifade edemediğini belirterek, ödediği bedeli ve taşınmazının bedelini istemiştir. Mahkemece, davanın İdari Yargı yerinde görülmesi gerektiğinden bahisle davanın usulden reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Eldeki davada çözülmesi gereken husus davaya bakma görevinin adli yargıya mı, idari yargıya mı ait olduğu hususudur.
Benzer bir olayda davanın reddine dair direnme kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda görüşülmesi sırasında, dairemizce de benimsenen (Hukuk Genel Kurulunun 10.06.2015 gün 2014/13-1500 esas, 2015/1519 karar numaralı kararı) kararda da belirtildiği üzere taraflar arasında yapılan sözleşmenin tarafların özgür iradesiyle düzenlendiği, davacının özel hukuk hükümlerine tabi bu sözleşme uyarınca alacağını talep ettiği, davacının bu talebinin kişisel hakka dayandığı bu nedenle uyuşmazlıkta idari yargı değil, adli yargı mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmesi gerekir. Bu bağlamda mahkemenin, görevli olup olmadığını talep olmasa dahi kendiliğinden gözetmesi zorunludur. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak da oluşmaz. Yukarıda belirtilen Hukuk Genel Kurulu kararı uyarınca da davacının talebini özel hukuk hükümlerine tabi kişisel hakka dayalı olduğu, uyuşmazlığın bu niteliği itibariyle görevli mahkemenin adli yargı mahkemesi olduğu gözetilerek işin esasına girmek suretiyle hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken, mahkemenin değinilen bu yönü gözardı ederek yazılı şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 29,20 TL harcın istek halinde iadesine, 05/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.