YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/24745
KARAR NO : 2018/10623
KARAR TARİHİ : 13.11.2018
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile aralarında sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi bulunduğunu, bu sözleşme gereğince diyaliz hastalarına tedavi hizmeti sunularak davalı tarafa fatura edildiğini, davalı tarafça kuruma bildirimi yapılmamış doktorlar tarafından hizmet sunulmuş olmasına rağmen bildirimi yapılan doktorlar tarafından düzenlenen belgelere dayanılarak faturaların hazırlanmış olduğu gerekçesiyle haksız yere cezai işlem uygulanmış olduğunu iddia ederek 489.528,52.-TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, Kurum işleminin hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının davasının kabulü ile, 489.528,52 TL’nin 31/07/2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, görüşüne başvurulan bilirkişi mütalaasına da dayanmak suretiyle ve davacı ile davalı kurum arasında yapılan … … isimli ortak çalışmada Türkiye’de ilk defa gelecekteki tedavi modeli olarak düşünülen Hemodiyafiltrasyon uygulamasının, Türkiye’de ilk defa gece diyalizi ve Ev Hemodiyalizi uygulamasının 2005 ve 2006 yılında davacı şirkete ait diyaliz merkezi ile … Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından müştereken uygulandığı için asistan hekimlerinin adı geçen merkezde bulunmasının doğal olduğu, davacıya atfı kabil bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle davacıya verilen cezai şartın hukuka uygun olmadığı sonucuna varılmak suretiyle davanın kabulü cihetine gidilmiştir.
Dosya kapsamı ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun incelenmesi neticesinde; söz konusu edilen “… …” isimli ortak çalışma programı kapsamında davacı sağlık merkezinde sadece asistan doktorlar …’in bulunduğu, diğer doktorlar…’ya ilişkin sağlık merkezinde belli dönemlerde doktor olarak çalışmış bulundukları ve ancak davalı kurum tarafından cezai işlem sebebi olarak gösterilen belgelerin düzenlendiği dönemde bu doktorların kuruma bildirilen doktorlar arasında olup olmadığına ilişkin herhangi bir tespitin yapılmamış olduğu ve diğer … bakımından hükme esas alınan bilirkişi raporu değerlendirme bölümünde hiç bir bilginin/tespitin verilmemiş olduğu, yine bu bilirkişi raporunun sonuç bölümünde ise adı geçen tüm doktorların “… …” ismi verilen ortak çalışma kapsamında davacı sağlık merkezinde bulunmakta olduğu bilgisi verilerek hatalı/yanıltıcı tespit üzerine sonuca varıldığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, eksik ve hatta sonuç kısmında ifade edilen bilgi bakımından yanıltıcı bu bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması hatalı olmuştur.
O halde, mahkemece, davacı iddiaları ve davalı savunmaları ve dosyaya sunulmuş bulunan taraf delilleri çerçevesinde değerlendirme yapılmak ve gerekirse uyuşmazlık konusunda uzman bir bilirkişi heyetinden de rapor almak suretiyle, dava konusu edilen cezai işleme ilişkin kurum soruşturma raporu da nazara alınmak suretiyle bu cezai işleme esas teşkil eden kuruma bildirimi yapılmamış olan doktorlar tarafından sunulan tedavi hizmetlerinin kuruma bildirimi yapılmış doktorlar üzerinden kuruma fatura edilmesi işlemlerinin tarihleri belirlenmek suretiyle bu tarihler itibariyle adı geçen doktorlar…in davacı sağlık merkezi bildirimi yapılmış çalışanları olup olmadıklarının belirlenmesi suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, bu yön göz ardı edilerek, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/11/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.