Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2016/7919 E. 2016/10963 K. 19.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/7919
KARAR NO : 2016/10963
KARAR TARİHİ : 19.04.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı bankadan birden fazla konut kredisi kullandığını, kullandığı kredi ile ilgili olarak masraf adı altında haksız kesinti yapıldığını belirterek şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 3.301,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, sözleşmenin davalının hür iradesi ile imzalandığı gerekçesi ile davanın reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafca temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı bankadan kullandığı krediler nedeniyle kendisinden değişik adlar altında haksız olarak kesilen masrafların tahsilini istemiştir. Mahkemece sözleşmenin davalının hür iradesi ile imzalandığı ve kredi vermenin bankayada bir maliyetinin bulunduğu gerekçesi ile alınan bilirkişi raporuna da itibar edilmeyerek davanın reddine karar verilmiş ise de ; dairemizin yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere davalı banka tacir olup yaptığı masrafları tüketiciden isteme hakkı bulunduğu halde, bankanın ancak kredinin verilmesi için zorunlu olan makul ve belgeli masrafları tüketiciden isteyebileceğinin kabulü gerekir. Dosya kapsamında bulunan belgelerden davacının 13.03.2009 ve 05.01.2010 tarihlerinde konut kredisi, 24.09.2013 tarihinde ise ihtiyaç kredisi kullandığı, bu son kredinin bilgilendirme formunda İhtiyaç kredisi ve Bireysel İşyeri Kredisi Bigi Formu olarak göründüğü anlaşılmaktadır. Bilindiği gibi 4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi, Hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti sağlayıcı; Kamu tüzel kişileri de dahi olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye hizmet sunan gerçek veya tüzel kişileri ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.
4077 sayılı yasanın 23. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz.
O halde mahkemece, yukarda anılan ilkeler ışığında 24.09.2013 tarihinde kullanılan 15.000 TL ‘lik ihtiyaç kredisinin tüketici kredisi niteliğinde olup olmadığı araştıralarak tüketici kredisi niteliğinde olmadığının anlaşılması halinde bu dosyadan tefrik edilerek Asliye Ticaret Mahkemelerine görevsizlik kararı verilmesi, davacının diğer taleplerini içeren krediler yönünden ise işin esasına girilerek alınan masrafların haklı, makul, belgeli olup olmadığı ictihadlarımız doğrultusunda irdelenmek suretiyle karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 19/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.