Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2016/9905 E. 2016/14297 K. 06.06.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/9905
KARAR NO : 2016/14297
KARAR TARİHİ : 06.06.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı spor kulübü ile yapılan 21.02.2013 tarihli sözleşmenin 4.1 ve 4.2 maddesine göre 2013-2014 sezonu için 38.000 TL maaş ve 20.000 TL prim alacağı ile 2012-2013 sezonu primi olarak 20.000 TL alacağının bulunduğunu,bu alacağın tahsili amacıyla yapılan icra takibine davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek; icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davacının takibe dayanak yaptığı sözleşmenin geçerli olmadığını, geçerli sözleşmenin 2012-2013 sezonuna ilişkin 23.01.2013 tarihli ve 2013-2014 sezonuna ilişkin 28.08.2013 tarihli sözleşmeler olduğunu, yapılan ödemelerin bunu teyit ettiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile, 71.000 TL asıl alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %13,5 oranı üzerinden faizi ile birlikte takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin ve icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, icra takibine vaki itirazın iptali ile % 20 icra inkar tazminatı talebinde bulunmuş, mahkemece, davanın kabulüne karar verildiği halde icra inkar tazminatı talebinin koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. İİK.nun 67/2 maddesi hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağın likit ve belli olması, yani borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir. Borçlu, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Açıklanan yasal kuralların ışığında, takip konusu alacak değerlendirildiğinde taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre alacağın likit ve belirlenebilir nitelikte olması itibariyle davacı yararına icra-inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, Mahkemece koşulları oluşmadığından bahisle bu kalem istemin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne varki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyip kararın düzeltilerek onanması HMUK’un 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ:Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan nedenle hüküm fıkrasının, icra inkar tazminatının reddine ilişkin 2.bendindeki “Talep edilen %20 icra inkar tazminatına alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla hükmedilmesine yer olmadığına” sözlerinin karardan çıkartılarak yerine, “Asıl alacak miktarı 71.000 TL’nin % 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine” cümlesi yazılarak kararın düzeltilmesine, kararın düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 06/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.