Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2017/4093 E. 2020/4010 K. 28.05.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/4093
KARAR NO : 2020/4010
KARAR TARİHİ : 28.05.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava konusu … Marka damperli kasa motorunu sıfır kilometre olarak davalıdan satın aldığını ve ücretin tamamını 08.04.2014 tarihinde ödediğini, söz konusu aracın davalı tarafından teslim formu hazırlanmadan 25.04.2014 tarihinde kendisine teslim edildiğini, dava konusu aracın şanzıman aksamının ayıplı olduğunu ileri sürerek sözleşmenin iptali ile araç için ödenen bedelin iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davacı yana söz konusu aracın 02.09.2013 tarihinde teslim edilmiş olduğunu, buna ilişkin teslim tutanağının da davacının imzasını taşıdğını, bu bakımdan ayıp ihbar süresine uyulmadığı gibi, davacının bu aracı da dava dışı üçüncü bir şahısa satmış olduğunu, ayıpsız olarak teslim edilen aracın sekiz aylık kullanım sonrası kullanıcı elinde arızalandığını üretimden kaynaklı bir ayıp bulunmadığını ifade ederek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
İlk derece mahkemesince, “ davacı asilin ürün teslim tarihinde yurt dışında olup olmadığına dair Emniyet Genel Müdürlüğü’nden kayıtları istenilmiş ve ürün teslim tarihinde davacı asilin yurt dışında olduğu ve ürünü teslim almadığı sabit hale gelmiştir. Açıklanan bu nedenlerle iddiasını ispatlayan davacının seçimlik haklarını ve mal iade edilerek bedel iadesi talebi haklı görülmüş:.” gerekçesiyle davanın kabulü cihetine gidilmiş ise de; 25.06.2014 tarihli dava dilekçesi ile davacı vekili tarafından dava konusu aracın 25.04.2014 tarihinde davalı firma tarafından teslim formu hazırlanmadan davacı asile teslim edilmiş olunduğu beyan ve kabul edilmiş olup; davacı iddiasını ürünün kendisine hiç teslim edilmemiş olmasına değil teslim edilen dava konusu aracın üretimden kaynaklı ayıplı olduğu gerekçesine dayandırmaktadır.
Bu kapsamda; davacı iddia ve davalı savunmalarının halli dava konusu araçta var olduğu iddia edilen ayıbın olup olmadığı ve bu ayıbın üretimden kaynaklı olup olmadığının tespitine bağlıdır”.
HMK’nın 266 ve devamı maddeleri uyarınca çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde hakimin, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği düzenlenmiştir. Bilirkişi raporunu hazırlarken, raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde bilgi ve belgelere dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hükme dayanak yapılabileceğinin gözden uzak tutulmaması gerekir.
O halde, mahkemece, bu konuda rapor düzenlemeye ehil ve donanımlı eğitmenlerin bulunduğu teknik bölümlere haiz bir üniversiteden temin edilecek konusunda uzmanların bulunduğu, akademik kariyere sahip bilirkişiden, tüm dosya kapsamı değerlendirilmek suretiyle, teknik verileri gösterir, bu verileri yorumlar mahiyette ve bu yorumların nedenlerini açıklayıcı, taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli, taraf itirazlarını karşılar nitelikte rapor alınarak sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken, bu yön göz ardı edilerek, hatalı değerlendirmeye dayalı ve bu nedenle eksik inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 28/05/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.