Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2017/6826 E. 2019/4232 K. 28.03.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/6826
KARAR NO : 2019/4232
KARAR TARİHİ : 28.03.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, 31.1.2015 tarihinde haricen imzalanan sözleşme ile … 2. El oto galeriden kendisine ait aracın 8.000 takas bedeli karşılığında vererek 24.000,00 TL bedelle araç satın aldığını, daha sonra … 3. Noterliği’nin 3.2.2015 tarihli satış sözleşmesi ile dava dışı … tarafından aracın mülkiyetinin devredildiğini, 21.8.2015 tarihinde yapılan muayene esnasında aracın kilometresinin düşürüldüğünün tespit edildiğini ileri sürerek 24.000,00 TL’nın davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, komşu işyeri sahibi olan ve kendisi ile aynı işi yapan …’in satış esnasında orada bulunmaması nedeniyle ve bu kişinin ricası ile aracın tanıtımının yapıldığını, satış sözleşmesinin davacı ile … arasında gerçekleştiğinden tarafına husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, noter satış sözleşmesinde satıcının … olması nedeniyle davacının bu kişiye dava karşı açabileceği gerekçesiyle pasif husumet yokluğundan davanın usulden reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3. maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder. 6502 sayılı yasanın 73. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.
Bir hukuki işlemin sadece 6502 Sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davacı, davalıdan satın aldığı aracın ayıplı olduğunu ileri sürerek ödediği satış bedelinin tahsili amacıyla eldeki davayı açmıştır. Dosya içinde yer alan taraf beyanlarına göre davalının araç alım satımını mesleki amaçla yapan galerici sıfatını taşıdığı, davacının ise tüketici sıfatına haiz olduğu anlaşılmakta olup davaya davaya bakmaya Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmaktadır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece, ayrı bir Tüketici Mahkemesi var ise görevsizlik kararı verilmesi yok ise ara kararıyla davaya Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken, işin esasına girilerek genel mahkeme sıfatıyla yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28/03/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.