YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/7969
KARAR NO : 2020/4613
KARAR TARİHİ : 12.06.2020
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesi sıfatıyla … 4. Tüketici Mahkemesince verilen 2016/319-727 sayılı hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair … Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi’nin 2017/510-568 sayılı kararının süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, müvekkili davacının 27/08/2008 tarihinde davalı bankadan kullandığı 24.000,00 TL tutarlı ihtiyaç kredisine ait taksitlerin 27/08/2015 tarihinde sona ermesine rağmen maaşından hali hazırda kesinti yapılmaya devam edildiğini, anılan bu kredinin usülsüz şekilde muaccel hale getirip üstelik bu işlem sonucu 4.956,00 TL BSMV dahil temerrüt faizi de işletmek suretiyle müvekkili davacının bilgisi, rızası ve imzası dışında 16/08/2010 tarihinde Bağkur İyileştirme Kredisi ismi altında 23.500,00 TL tutarlı ikinci bir kredinin tahsis edildiğini öğrendiklerini, oysa ki bu kredinin hiç kullanılmadığını, ikinci krediye ilişkin herhangi bir yazılı sözleşmenin mevcut olmadığını, 6502 sayılı Kanun’un 22/3 ncü maddesine göre tüketici kredi sözleşmesi yazılı olarak kurulmadıkça geçerli olamayacağını, davacının 2008 ve 2020 yılları arasında aralıksız 12 yıl taksit ödemeye mahkum edildiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere haksız kesilen tüm kredi taksitleri, alınan temerrüt faizi ve ihtarname ve diğer masraflar ve tahsil edilen hayat sigortası primlerine ilişkin toplam 70,453,00 TL’nin davalıdan tahsiline, BAĞKUR iyileştirme kredisinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı baka vekili, davacının 2008 yılında bağkura olan borcunu ödeyip emekli olabilmek amacıyla bankadan BAĞKUR emeklilik kredisi kullandığını, 2010 yılında taksitleri ödeyememesi ve iki adet taksitin gecikmesi üzerine kredinin 16/08/2010 tarihinde yapılandırıldığını, ikinci bir kredinin söz konusu olmadığını, yapılandırma ile müşterinin aylık taksitleri rahat ödemesinin sağlandığını, yapılan işlemin bankacılık mevzuatı ve hukuka uygun olduğunu, kredinin teminatının bankadan alacağı maaş olduğunu, dolayısıyla maaşından kredi taksitlerinin kesildiğini, ancak maaş yetersiz kaldığı için müşteriye ihtarnamelerin gönderildiğini, yapılandırma konusunda müşteri ile mutabakatın sağlandığını, dava açılmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, aksinin düşünülmesi halinde davacının çektiği kredi tutarlarının sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında iadesinin gerektiğini savunarak; davanın reddini dilemiştir.
Davanın kısmen kabulü ile 241,84 TL ihtarname masrafının tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine dair ilk derece mahkemesi kararına yönelik davacı vekilinin istinaf talebi … Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesince ” … davalı bankanın 27/08/2008 tarihinde davacıya 24.000,00 TL tüketici kredisi kullandırdığı, bilahare de bu krediyi 16/08/2010 tarihinde 23.500,00 TL BAĞKUR iyileştirme projesi kapsamında yeniden yapılandırdığı, yeniden yapılandırma belgelerinde davacının imzasının bulunmadığı, ancak yapılandırma nedeniyle fazla ödemesinin de söz konusu olmadığı, davacı bankanın kullandırmış olduğu tüketici kredisine ilişkin 23.274,00 TL’lik kısmı 27/08/2008 tarihinde davacının BAĞKUR prim borçlarının ödenmesi için SGK’ya havale yaptığı, dolayısıyla davacının söz konusu krediyi kullanmış olduğu, bu durumda geri ödeme için maaşından yapılan kesintilerin hukuka aykırı olmadığı, yine diğer geri ödemelere ilişkin tahsilatların da hukuka aykırı olmadığı, yalnızca davalının ihtarname gönderdiğini ispat edememesi nedeniyle tahsil etmiş olduğu 241,84 TL ihtarname masrafının haksız alındığı anlaşılmıştır.” gerekçesi ile reddedilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesiyle yapılan inceleme sonucunda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin bu karara yönelik temyiz itirazlarının reddiyle kararın onanması gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. madddesi uyarınca ONANMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin … Bölge Adliye Mahkemesi 18.Hukuk Dairesi’ne GÖNDERİLMESİNE, 12/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.