YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/8357
KARAR NO : 2020/4869
KARAR TARİHİ : 17.06.2020
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı ilk derece mahkemesi sıfatıyla … Anadolu 5. Tüketici Mahkemesince 2014/230 esas 2017/38 karar sayılı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulüne dair … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi’nin 2017/678-2017/897 karar sayılı kararının süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı ile imzaladıkları 11/02/2011 tarihli … Konut Satış Sözleşmesi ve eki teknik şartname ile inşa edilecek olan rezidans projesinden 15 nolu bağımsız bölümü 300.000,00 TL bedelle satın aldığını, söz konusu taşınmazı almadan önce davalı tarafça inşa edilecek taşınmazın bir kısmının otel, bir kısmının residence olacağı açıklaması yapıldığını ve şifahen verilen bu bilginin gerek davalının tüm tanıtım broşürlerinde gerekse kendilerine ait web sitesinde yer alması sebebiyle taşınmazın haiz olacağı nitelikler nedeniyle söz konusu taşınmazın satın almaya karar verdiğini, yapılacak keşif sonucu ortaya çıkacağı üzere taşınmazın bu niteliklerden yoksun olduğunu, davalı şirketin satış ve pazarlama sürecinde kendisine ve diğer tüketicilere yazılı ve sözlü olarak Elite Perla Palas projesinin hem inşaat ve hem de otel-rezidans karma işletim sistemi ile diğer emsal projelerden çok daha üstün olduğunun ve yüksek değer artışı ve gelir getirici vasıflarının olduğunun bildirilmesi sebebiyle taşınmazın değerinin diğer projelerden fazla olduğunu, davalı ile akdedilen sözleşmede taşınmazın sözleşme tarihinden itibaren 26 ay içinde teslim edilmesi gerekirken teslim edilmediğini, bu nedenle cezai şart alacaklarının doğduğunu beyan ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL cezai şartın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, proje kapsamında vaad edilen ancak yerine getirilmeyen taahhütler nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL’nin ihtar tarihi olan 15.5.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 16.08.2016 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini toplam 90.000,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı, davacı tarafın ihtirazi kayıt koymaksızın taşınmazı 07/09/2013 tarihinde teslim aldığını, herhangi bir ayıp ihbarında da bulnmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile, 80.000,00 TL ekonomik ayıp nedeniyle tazminat ile 3.175,00 TL gecikme tazminatının temerrüt tarihi olan 17/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
… Bölge Adliye Mahkemesi 19.Hukuk Dairesi’nce de; ”İstinaf talebinin kabulüne, … Anadolu 5. Tüketici Mahkemesinin 2014/230 Esas, 2017/38 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, dosyanın, gerekçede belirtilen hususlar çerçevesinde yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine iadesine, ” karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 19.Hukuk Dairesi’nin kararı süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun duruşma yapılmadan verilecek kararlar başlıklı 353/1-a-6 maddesinde “mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması” durumunda bölge adliye mahkemesinin, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar vereceği belirtilmiştir. Burada vurgulanan husus, ilk derece mahkemesinin “hiçbir” delil toplamaması ya da delilleri toplamasına rağmen “hiç” değerlendirmemesidir. Şayet ilk derece mahkemesi yetersiz de olsa delil toplamış ya da topladığı delilleri yüzeysel veya yetersiz de olsa gerekçesinde değerlendirmiş ise yine istinaf mahkemesi gönderme kararı vermemeli, tahkikatı tamamlamalıdır.
Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince bilirkişi raporu alınmış, taşınmazın ekonomik ayıplı olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, burada hiçbir delil toplanmaması veya delillerin hiç değerlendirilmemesi durumu söz konusu değildir. Bu durumda bölge adliye mahkemesince, HMK’nın 353/1-b-3 maddesi uyarınca varsa eksik delillerin toplanması ile dava dosyasının incelenip işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi’nin 31/01/2017 tarih 2017/678 E., 2017/897 K. sayılı kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371/1-b maddesi uyarınca BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 29/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.