Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2017/8862 E. 2018/7453 K. 28.06.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/8862
KARAR NO : 2018/7453
KARAR TARİHİ : 28.06.2018

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalı … vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılara ait giyim mağazasındaki pos cihazı ile adına kayıtlı olan kredi kartından 7.500 TL ve 5.000 TL tutarında para çekmek suretiyle davalılara borç verdiğini, ayrıca davalı …’ya elden 5.000 TL nakit para verdiğini, bu paralar karşılığında kendisine birşey satılmadığını, davalıların kendisine 14.250 TL borcunun bulunduğunu belirterek bu paranın iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, giyim mağazasının babasına ait olduğunu, davacının giyim eşyası aldığını ve bunu kredi kartı ile ödediğini, davacının elden 5.000 TL verdiğine yönelik iddiasının doğru olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir
Davalı …, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davacıya ait kredi kartından davalı …’ya ait .. … Çeyiz adına karşılıksız olarak çekilden 5.000 TL’nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davacının kefili olduğu … ‘nın kredi kartından … Çeyiz adına karşılıksız olarak çekilen bedelden davacı tarafından ödenmiş olan 3.330 TL’lik kısmının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafından davalı …’ya borç olarak elden verilmiş olan 5.000 TL’nin davalı …’dan alınarak davacıya verilmesine, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmaması ve asıl alacakla birlikte istenmeyip, dava devam ederken dilekçe ile istenen faizin iddianın genişletilmesi mahiyetinde olması nedeniyle davacının faiz talebinin reddine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair verdiği kararın dairemizce 2014/17982 Esas, 2015/11125 Karar Sayılı ilamı ile 08.04.2015 tarihinde, davacının kefili olduğu … ‘ nın kredi kartından karşılıksız olarak çekilen 3.330.00.TL’ nın da davalılardan tahsiline karar verilmiş ise de; Gerçek alışverişe dayanmadan kredi kartının usulsüz kullanılmasından dolayı zarara uğradığı yönünde iddiada bulunması gereken kişi kart maliki olan dava dışı … dır. Davacı bu parayı … adına ödediğini de ispat etmiş değildir. Hal böyle olunca, davacı dava dışı … ya ait kredi kartından dolayı davalılardan talepte bulunamaz. davacının kredi kartını borç vermek amacıyla kullandırdığını ispatlaması gerekir. Davacı, davacı borç verme niyetiyle kendisine ait kredi kartından 5.000.00.TL’ nın çekilmesine müsade ettiği yönündeki iddiasını ispat edecek delil sunamamış, iddiasını kanıtlayamamıştır. Ne var ki, davacı, delilleri arasında yemin deliline dayandığı gibi dava dilekçesinde gerekirse bu hususlarda yemin teklif edeceğini de bildirdiğinden davacıya, davalılara yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bu talebin kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bozulması üzerine, bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabul kısmen reddine, davacıya ait kredi kartından davalı …’ya ait …Çeyiz adına çekilen 5.000 TL’nin usulüne uygun yemin davetine rağmen, yemin etmekten kaçınan davalı …’dan alınarak davacıya verilmesine, davacının kefili olduğu … kredi kartından …Çeyiz adına çekilen 3.330 TL’lik kısmı için davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine, davacı tarafından davalı …’ya elden borç olarak verilmiş olduğu iddia edilen 5.000 TL’lik talep, davacı tarafından ispat edilemediğinden reddine, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmaması ve asıl alacakla birlikte istenmeyip, dava devam ederken dilekçe ile istenen faizin iddianın genişletilmesi mahiyetinde olması nedeniyle davacının faiz talebinin reddine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı taraf davalılara ait giyim mağazasındaki pos cihazı ile adına kayıtlı olan kredi kartından 7.500,00 TL ve 5.000,00 TL tutarında para çekmek suretiyle davalılara borç verdiğini, ayrıca davalı …’ya da elden 5.000,00 TL nakit borç para verdiğini, bu paralar karşılığında kendisine bir şey satılmadığını, davalıların kendisine 14.250,00 TL borcunun bulunduğunu belirterek bu paranın iadesine karar verilmesini istemiş, davalı … cevap dilekçesinde elden para almadığını, davacının babasına ait dükkandan alışveriş yapması nedeniyle kredi kartını kullanarak ödeme yaptığını savunmuş, yargılama aşamasında ise verdiği yeminsiz beyanında elden aldığı paranın aralarındaki alışveriş nedeniyle verildiğini, yeminli beyanında da kendisine borç olarak verildiğini ancak geri ödediğini savunmuştur. Mahkemece, dairemizin bozma ilamı öncesi davacının, davalı …’ya elden vermiş olduğu 5.000,00 TL paranın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş ve dairemiz bozma kararında bu hükme yönelik karar bozulmayarak kesinleşerek davacı lehine usulü kazanılmış hak doğurmuştur. Usulü kazanılmış hakkın varlığı halinde mahkemece bunun ihlali anlamına gelecek şekilde hüküm kurulamaz. Daha açık ifadeyle; 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da açıklandığı üzere bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyulması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü meydana gelir. Usulü kazanılmış hak olarak tanımlayacağımız bu durum mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. Uzun yıllardan beri Yargıtay uygulamaları ve öğretide benimsenen usulü kazanılmış hak müessesi, usul hukukunun dayandığı vazgeçilmez ana temellerinden biridir. Tüm bu nedenlerle dairemizce bozulmasına karar verilmeyen mahkemenin ilk kararındaki ‘davacı tarafından davalı …’ya borç olarak elden verilmiş olan 5.000 TL’nin davalı …’dan alınarak davacıya verilmesine’ dair olan hüküm fıkrasının kesinleşmesine rağmen, ilk kararın aksine yeniden hüküm kurularak ‘davacı tarafından davalı …’ya elden borç olarak verilmiş olduğu iddia edilen 5.000 TL’lik talep, davacı tarafından ispat edilemediğinden reddine’ şeklinde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedeni yapılmıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle davalının tüm, davacının ikinci bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 825,18 TL. kalan harcın davalı-…’dan alınmasına, peşin alınan 244,00 TL harcın istek halinde davacıya iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 28/06/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

n