Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2017/9434 E. 2020/1433 K. 06.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/9434
KARAR NO : 2020/1433
KARAR TARİHİ : 06.02.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki maddi tazminat istemli davanın yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hüküm süresi içinde davalı …. ve ihbar olunan … Güvenlik ve Koruma Hizmetleri A.Ş. tarafından temyiz edilmiştir. Davalı temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasını talep etmiş ise de, dava miktar itibarıyla duruşmaya tabi olmadığından davalının duruşma isteğinin reddiyle, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı şirket tarafından işletilen Ankamall isimli alışveriş merkezinin otoparkına aracını park ettiğini, ancak daha sonra aracını park ettiği yerde bulamadığını, aracın kimliği belirlenemeyen şahıs veya şahıslar tarafından çalındığını belirterek, dava konusu aracın değeri olmak üzere ıslahen 15.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkeme, davanın kabulü ile 13.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar vermiştir. Karar, davalı …. ve ihbar olunan … Güvenlik ve Koruma Hizmetleri A.Ş. tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı ….’nin temyiz itirazları yönünden; dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usûl ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA karar vermek gerekmiştir.
2-İhbar olunan … Güvenlik ve Koruma Hizmetleri A.Ş.’nin temyiz itirazları yönünden; Mahkemece, temyiz eden ihbar olunan hakkında hüküm kurulmadığından, temyiz etme hakkı bulunmayan ihbar olunanın temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ….’nin temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, (2) numaralı bentta açıklanan nedenle ihbar olunan … Güvenlik ve Koruma Hizmetleri A.Ş.’nin temyiz dilekçesinin REDDİNE, aşağıda dökümü yazılı 663,63 TL. kalan harcın davalıdan alınmasına, peşin alınan 223,00 TL harcın ihbar olunan … Güvenlik ve Koruma Hizmetleri A.Ş.’ne iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 06/02/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Borç ilişkisinin kaynaklarının neler olduğu, Türk Borçlar Kanunu’nun Birinci Kısmının Birinci Bölümünde açıklanmıştır. Buna göre, gerçek ya da tüzel kişiler arasındaki borç nedenleri sözleşme, haksız fiil ya da sebepsiz zenginleşmedir.
Davacı, aracını davalının işlettiği otoparka bıraktığını, ancak aracının buradan çalındığını ileri sürerek; araç bedelinin davalıdan tahsilini talep etmiş, bu talebi mahkemece kabul edilmiş, davalının temyiz talebi Dairemiz tarafından reddedilerek, karar onanmıştır. Ancak, taraflar arasında, davalının tazminatla sorumlu tutulmasını gerektiren ve yukarıda açıklanan Borçlar Kanunu hükümlerine göre, borç doğuran bir ilişki bulunmamaktadır. Aracın bırakıldığı otoparkın mülkiyeti davalıya ait olmakla birlikte, davalı bu hizmeti karşılığında davacıdan herhangi bir ücret almamıştır. Yani davalı, otopark hizmetini ücret karşılığında vermemektedir. Otoparka bırakılan araçlara üçüncü kişiler tarafından zarar verilmesi veya çalınması halinde, bu zararın tazmin edileceğine dair davalının davacıya karşı açık ya da örtülü bir taahhüdü de bulunmamaktadır. Davalıya ait iş yerinin Alışveriş Merkezi niteliğinde olmasının, ona böyle bir sorumluluk yüklediğini kabul edilmesini gerektirecek hiç bir yasal düzenleme yoktur. Davacı, aracının çalınması nedeniyle uğradığı zararı, ancak aralarında sözleşme ilişkisi bulunduğu kişilerden isteyebilir ki, mer’i mevzuata göre, böyle bir taahhüt ancak yasal olarak faaliyet gösteren herhangi bir sigorta şirketi tarafından verilebilir.
Oluşan zarardan davalının sorumlu olduğu kabul edilirse, davalının bu sorumluluktan nasıl kurtulabileceğinin de açıklanması gerekir. Davacının çalışanlarının; zilyetleri tarafından otoparka bırakılan, anahtarı yedinde tutularak ve yine zilyetleri tarafından tarafından alınan araçların gerçek malikinin kim olduğunu, aracın, gerçekte otoparka bırakılan kişi tarafından alınıp alınmadığını sorgulama yetkisi bulunmamaktadır. Buna rağmen, aracın çalınması durumunda, araç malikinin zararından sorumlu tutulması da Borçlar Kanunu’na aykırı bir yaklaşımdır.
Davacının, davalıya ait iş yerine alışveriş için geldiği, bu nedenle, aracının üçüncü kişiler tarafından çalınmasından dolayı davalının sorumlu olduğu kabul edilirse, bu sorumluluğun, alışveriş merkezleri ile sınırlandırılmaması gerekir. Başka bir anlatımla; aracın cadde veya sokak üzerinde herhangi bir iş yerinin önüne bırakılması ve bu esnada çalınması halinde de, alışveriş yapılan iş yerinin bu zarardan sorumlu olduğunun kabul edilmesi gerekir ki, böyle bir yaklaşımın gayri adil ve gayri yasal olacağı izahtan varestedir.
Bu gerekçelerle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi ve bu kararın Dairemizce onanmasının yanlış olduğu kanaatindeyim. Bu nedenle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.