YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/9514
KARAR NO : 2020/4917
KARAR TARİHİ : 18.06.2020
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı ilk derece mahkemesi sıfatıyla İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesince 2014/17 esas 2017/80 karar sayılı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükme karşı yapılan istinaf başvurusunun kısmen kabulüne kısmen reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nin 2017/1056-2017/1028 karar sayılı kararının süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı ile 07/12/2012 tarihinde hukuk danışmanlığı sözleşmesi yaptıklarını, sözleşmenin davalı tarafından 15/09/2013 de haksız olarak feshedildiğini, bu nedenle sözleşme ile belirlenen vekalet ücreti alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, 6362 sayılı Kanun gereği tüm hisselerinin ….’ye devredildiğini, borsacılık faaliyetlerinin 05/08/2013 tarihinde sona erdiğini, feshin haklı olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davalı şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiği 02/04/2014 tarihine kadar davacının ücret alacağının bulunduğu ve ücretin yarısı oranında hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği kabul edilerek davanın kısmen kabulü ile itirazın 28.000,00 TL (7 ay X 4.000TL) üzerinden iptaline karar verilmiş; karara karşı, taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesince, davalının istinaf talebinin reddine,davacının istinaf taleplerinin ise; ‘…davalı şirket tüm aktif ve pasifi ile devralan borsa şirketine devredilmiş olup, devralan şirket külli halef olarak devraldığı şirketin önceki hak ve borçlarından sorumludur. Bu itibarla sözleşmenin haksız olarak feshedildiğinin saptanması halinde, devralan şirketin sözleşme hükümleri uyarınca sorumluluğu kabul edilmelidir. Dava konusu olayda, davalı şirketin ortaklarının iradesi ile devir söz konusu olup, mevzuatta ve sözleşmede, devir alınan şirketin sözleşmelerinin sona ereceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığından, sırf şirketlerin birleşmesi nedeniyle sözleşmenin haklı olarak feshedildiğinden söz edilemez. Bu itibarla, davalının sözleşmeyi haksız olarak feshettiği ve bu nedenle kural olarak sözleşme sonuna kadar olan davacı ücretinden sorumlu olacağının kabulü gerekir. Ne var ki, davacı sözleşmenin sona ermesi ile davalıya vermek zorunda olduğu hizmeti vermekten kurtulmuş, davalıya hizmet vermek için harcayacağı emek ve mesaiyi başka alanlarda değerlendirme imkanına kavuşmuştur. Bu nedenle davacının, sözleşmenin haksız olarak feshedilmesine rağmen, aylık ücretlerini tam olarak isteyebilmesi olanağı bulunmamaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının tasarruf ettiği emek ve mesaisi karşılığında alabileceği aylık ücret 4.000,00 TL olarak belirlenmiş olup, belirlenen bu miktar dairemizce de benimsenmiştir. Hal böyle olunca davacının, sözleşmenin haksız olarak feshedildiği tarihten itibaren, sözleşmenin sona ermesine kadar geçecek olan 16 aylık sürede, aylık 4000,00TL olmak üzere toplam 64.000,00 TL vekalet ücreti isteyebileceği kanaatine varıldığı’ gerekçesi ile kısmen kabulüne, İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16/02/2017 günlü, 2014/17 Esas, 2017/80 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile, İzmir 13. İcra Müdürlüğü’nün 2013/11483 Esas sayılı dosyadan itirazın 64.000,00 TL’lik bölümü için iptaline, takibin (16.ayx4.000) toplam 64.000,00 TL üzerinden devamına, karar verilmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesi’nin kararı süresi içinde taraflarca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
SONUÇ: Dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesiyle yapılan inceleme sonucunda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığından her iki tarafın yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 23,00 TL. kalan harcın temyiz eden davacıdan, 3.310,24 TL. kalan harcın temyiz eden davalıdan alınmasına, dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi’ne GÖNDERİLMESİNE, 18/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.