Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2018/1838 E. 2020/3638 K. 30.04.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/1838
KARAR NO : 2020/3638
KARAR TARİHİ : 30.04.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR

Davacı; avukat olduğunu, davalıyı vekili sıfatıyla birçok mahkeme ve icra dosyasında temsil ettiğini, vekillik görevini layıkıyla yerine getirdiğini, davalıdan hesaplamalarla ilgili aklama belgesi aldığını, ancak davalının kendisini haksız olarak azlettiğini,azlin haksız olması sebebiyle avukatlık ücretinin tamamına hak kazandığını, avukatlık ücretlerinin tahsili amacıyla Denizli 3. İcra Müdürlüğü’nün 2012/699 Esas sayılı dosyası üzerinden davalı aleyhine icra takibi başlattığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, davalı aleyhine alacağın %40’ı oranından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile takibin 19.585,00 TL üzerinden devamı ile, icra inkar tazminatı talebinin reddine ilişkin verilen kararın davalı tarafından temyizi ile hükmün Dairemizce davalı yararına bozulması üzerine mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, takibin 4.416,00 TL üzerinden devamına, icra inkar tazmimatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, davacı tarafından vekalet ücreti alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Dairemizin 07.12.2015 tarih ve 2014/41072 Esas 2015/35675 Karar sayılı ilamı ile “…Mahkemece bilirkişi raporu alınmış ve bu rapora dayanılarak hüküm tesis edilmiş ise de, bilirkişi raporunun dava ve icra takip dosyalarının sadece numaralarını belirleyen ve davacı avukatın görev yaptığı bu dosyalardan AAÜT uyarınca alabileceği maktu vekalet ücretlerini içerir nitelikte olduğu, azlin haklı olup olmadığına dair bir açıklamayı içermediği gibi davalının savunmasında bahsi geçen hususların araştırılmasını ve açıklamasını içermeyen eksik ve yetersiz nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Eksik ve yetersiz inceleme ile hüküm tesis edilemeyeceği ise izahtan varestedir. Bu itibarla, davacının yürüttüğü dava ve icra takip dosyalarının hangi safhalarda olduğu, davacının azlinin haklı nedene dayanıp dayanmadığının davalının savunmasında bahsi geçen hususların doğru olup olmadığı da değerlendirilmek suretiyle belirlenmesi, azlin haklı olup olmamasına göre davacının isteyebileceği vekalet ücretinin miktarının tespit edilmesi zorunludur. Bu hususlarda tarafların delil ve karşı delilleri de değerlendirilmek suretiyle taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli, bilirkişi veya bilirkişi kurulundan rapor alınarak, alınacak bilirkişi raporu ile dosyadaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirilmek suretiyle hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi…” gerekçesiyle davalı yararına hükmün bozulması üzerine, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Mahkemece alınan bilirkişi raporları doğrultusunda davacının, vekil sıfatıyla davalıyı temsil ettiği dava ve icra dosyalarının bir kısmında gerekli dikkat ve özeni göstererek görevini ifa etmesi sebebiyle toplam 4.416,00 TL vekalet ücreti alacağının bulunduğu, dosyaların bir kısmında ise davacının vekil olarak gerekli dikkat ve özeni göstermediği, bu nedenle bu dosyalar bakımında azlin haklı olduğu ve yine bu dosyalar yönünden davacının vekalet ücreti talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile takibin 4.416,00 TL üzerinden devamına, icra inkar tazmimatı talebinin reddine karar verilmiş ise de; mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamının gerekleri yerine getirilmemiştir.
Avukatın vekil olarak borçları Türk Borçlar Kanunu’nun 505. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 389) ve devamı maddelerinde gösterilmiş olup, vekil, adı geçen Kanun’nun 506. maddesine göre müvekkiline karşı vekaleti sadakat ve özenle ifa etmekte yükümlüdür. Vekil, sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorunluluğundadır. “Özen borcu” ile ilgili Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesinde mevcut olan, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdürler.” şeklindeki hüküm ise, avukatlık mesleğinin bir kamu hizmeti olması nedeniyle, Türk Borçlar Kanunu’nun 506. (Mülga Borçlar Kanununun 390.) maddesinde düzenlenen vekilin özen borcuna göre çok daha kapsamlı ve özel bir düzenlemedir. Buna göre avukat, üzerine aldığı işi özenle ve müvekkili yararına yürütüp sonuçlandırmakla görevli olduğu gibi, müvekkilinin kendisi hakkındaki güveninin sarsılmasına neden olacak tutum ve davranışlardan da titizlikle kaçınmak zorundadır. Aksi halde avukatına güveni kalmayan müvekkilin avukatını azletmesi halinde azlin haklı olduğunun kabulü gerekir. Avukat, görevini yerine getirirken gerekli özen ve dikkati göstermemiş, sadakatle vekaleti ifa etmemiş ise, müvekkilinin vekilini azli haklıdır. Avukatlık Kanununun, 174. maddesinde, “Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.” hükmü mevcut olup, bu hükme göre azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü değildir. Dairemizin kökleşmiş içtihatlarına göre haklı azil halinde ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebilir. Zira vekalet ilişkisi bir bütün olup azil, taraflar arasındaki tüm dava ve takiplere sirayet edeceğinden, azlin haklı olduğunun kabul edilmesi halinde, davacının azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşmeyen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edebilmesi mümkün değildir.
Mahkemece bozma sonrasında alınan bilirkişi raporları doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında azlin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı her bir dosya bakımında ayrı ayrı değerlendirilerek vekalet ücreti hesaplanmış, yukarıda değinildiği üzere vekalet ilişkisinin bir bütün olduğu, azlin haklı sebebe dayanması halinde tüm dosyalara sirayet edeceği dikkate alınmaksızın değerlendirme yapılmıştır. O halde, Mahkemece, vekalet ücretine konu edilmiş dosyaların tamamı getirtilerek, dosyaların azil öncesinde kesinleşip kesinleşmediği dikkate alınmak suretiyle ehil bir bilirkişi veya bilirkişi kurulu tarafından dosyadaki tüm kayıtlar, taraf iddia ve savunmaları, tüm deliller birlikte değerlendirilerek; azlin haklı olup olmadığı hususunda açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak ve böylece hasıl olacak sonuca uygun karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle tarafların temyiz sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan 35,90 TL harcın davacıya, 75,42 TL harcın davalıya iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 30/04/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.