Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/11027 E. 2013/2629 K. 13.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/11027
KARAR NO : 2013/2629
KARAR TARİHİ : 13.03.2013

Irza geçme ve reşit olmayan kimseyi zorla kaçırıp alıkoyma suçundan sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; ırza geçme ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkûmiyetine dair Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 17.02.2010 gün ve 2006/305 Esas, 2010/25 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii, katılanlar vekili ve O Yer Cumhuriyet Savcısı tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Mahkemece ırza geçme suçundan kurulan hükümde 5252 sayılı Kanunun 9/3. ve 5271 sayılı CMK.nın 34 ve 230. maddeleri uyarınca sanık hakında uygulanacak lehe hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmesi gerektiği halde, karşılaştırma yapılırken sanık hakkında Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 20.11.2007 gün ve 2007/5-142 Esas, 2007/240 sayılı Kararında belirtildiği üzere; suça sürüklenen çocuğun zincirleme biçimde kasten işlediği nitelikli cinsel istismar eylemlerinin neticesi sonucu gerçekleşen ve sorumluluğu için en az taksir derecesinde bir kusurun bulunması gereken TCK.nın 103/6. maddesindeki suçun ağırlaşmış halinin teselsül edemeyeceği, zincirleme biçimde gerçekleşen eylemlerin 103/6. maddeden önceki hallerin olması nedeniyle 43. madde uyarınca yapılacak artırımın 103/2. maddesiyle belirlenen ceza üzerinden 43/1. madde uygulanarak bulunacak miktarın 103/6. madde ile tayin edilecek ceza miktarına eklenmesi suretiyle hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde 103/6. maddesi ile belirlenen hapis cezası üzerinden 43/1. maddesi uygulanarak belirlenmesi ve 5237 sayılı TCK.nın 103/2-6 ve 43/1. maddeleri gereğince belirlenen ceza üzerinden suç tarihi itibarıyla aynı Kanunun 31/2. maddesinde 5377 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 2/3 oranında indirim yapılması gerekirken 1/2 oranında indirim yapılması suretiyle esasen sonuç ceza miktarı itibarıyla 5237 sayılı TCK sanık lehine olduğu halde yazılı şekilde 765 sayılı TCK.nın lehe olduğu kabul edilerek hüküm kurulması,
Sanığın mağdura çikolata vereceğini söyleyip hileyle götürerek cinsel nitelikli eylemlerini gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nın 109/2. maddesi gereğince hüküm kurulması gerekirken aynı Kanunun 109/1. maddesi gereğince hüküm kurulması,
Kabule göre de,
5237 sayılı TCK.nın 109/1,3,5 ve 43/1. maddeleri gereğince belirlenen ceza üzerinden suç tarihi itibarıyla aynı Kanunun 31/2. maddesinde 5377 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki hüküm uyarınca 2/3 oranında indirim yapılması gerekirken 1/2 oranında yapılmak suretiyle fazla cezaya hükmolunması,
Sanık hakkında verilen cezanın sanığın gösterdiği pişmanlık dolayısıyla bir daha suç işlemekten çekineceğine dair olumlu kanaat oluştuğundan bahisle ertelenmesine karar verildiği ve ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 03.02.2009 gün ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında da belirtildiği üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde dikkate alınacak zararın maddi zarar olduğu, manevi zararı kapsamadığı ve olayda katılanın dosyaya yansıyan maddi bir zararının da bulunmadığı gözetilmeden, katılanın zararının giderilmediğinden ve erteleme hususundaki gerekçe ile çelişkiye düşülecek şekilde sanığın suç işleme konusundaki eğilimi ve suç işlemekten çekinmemesinden bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilerek çelişkiye düşüldüğünden çelişki giderilerek ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasındaki diğer şartlar değerlendirilerek kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafii, katılanlar vekili ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.