YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/11542
KARAR NO : 2012/7951
KARAR TARİHİ : 10.07.2012
Irza geçmeye teşebbüs ve reşit olmayan kimseyi zorla kaçırıp alıkoyma suçlarından sanık …’nın bozma üzerine yapılan yargılaması sonunda; çocuğun basit cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkûmiyetine dair Ankara 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 26.09.2006 gün ve 2005/409 Esas, 2006/503 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi mağdur vekili ve sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Şikâyetçi olan mağdure vekiline CMK.nın 238/2. maddesi uyarınca davaya katılmak isteyip istemediği sorulmamış ise de;
CMK.nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolunun açık olduğu, suçtan zarar gören mağdurenin zorunlu vekilin sanığın cezalandırılmasını isteyip zorunlu vekilin mahkemece verilen hükmü temyiz ederek açıkça katılma iradesini ortaya koyduğu, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 gün ve 2010/9-149 Esas, 2010/205 Karar sayılı Kararında da belirtildiği üzere mağdurenin katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gördüğü konusunda araştırma yapmayı gerektirecek bir tereddüt bulunmadığı görülmekle, CMK.nın 237/2. maddesi uyarınca suçtan zarar gören mağdure …’ün davaya katılmasına ve zorunlu vekil Av. …’nun katılan vekili olarak kabul edilmesine karar verilmekle katılan … vekili ile sanık müdafiin temyizi üzerine yapılan incelemede gereği düşünüldü:
Sanık hakkında çocuğun basit cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün incelemesinde;
Sanığa isnat olunan oluş ve kabule uygun ırz ve namusa tasaddide bulunma suçuna ilişkin 765 sayılı TCK.nın 414/2. maddesi yollamasıyla 415/2. maddesinde öngörülen cezanın üst sınırı itibarıyla aynı Kanunun 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirlenen 7 yıl 6 aylık asli ve ilaveli zamanaşımı süresine tâbi olduğu, suç tarihi olan 04.09.2002’den inceleme gününe kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK.nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükmün CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkında açılan kamu davasının aynı Kanunun 322 ve 5271 sayılı CMK.nın 223/8. maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün incelenmesine gelince;
Bozma öncesi ilk hüküm sadece sanık müdafii tarafından temyiz edilip, kaçırıp alıkoyma suçundan verilen 2 yıl 1 aylık ceza süresi kazanılmış hak olmakla birlikte, oluş ve dosya kapsamına göre sanığın atılı suçu mağdurun elinden çekmek suretiyle zorla ve cinsel amaçla işlediği halde 5237 sayılı TCK.nın 109/2 ve 109/5. maddesi gereğince cezalandırılması yerine 109/1. maddesinden hüküm kurulması,
Sanığın suç tarihindeki yaşı ve belirlenen ceza miktarı nazara alındığında 15.07.2005 günlü Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 23. maddesinin sanık hakkında uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
Kanuna aykırı, katılan vekili ve sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 10.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.