Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/13368 E. 2013/11993 K. 21.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/13368
KARAR NO : 2013/11993
KARAR TARİHİ : 21.11.2013

Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanık …’in yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 27.09.2010 gün ve 2009/336 Esas, 2010/246 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık ile mağdurenin gönüllü arkadaşlıkları sırasında mağdurenin sanığın yanına kendiliğinden kaçarak gittiği, birlikte yaşamaya başladıkları, evlenme yaşı dolunca da resmi olarak evlendikleri ve böylelikle 15 yaşından küçüğe karşı nitelikli cinsel istismar eyleminin gerçekleştiği olayda, mağdure her ne kadar hastane doğumlu olup, adli tıp raporunda da yaşının kayda uygun olduğu belirtilmişse de, mağdure, suç tarihinde 14 yaş 11 ay 3 günlük olup 15 yaşını tamamlamasına günler kalması, günlük kullanımda, içinde bulunulan yaşın yaş olarak söylenmesi, sanığın savunmasında, mağdurenin yaşını sorduğunda ısrarla kendisine 16 yaşında olduğunu söylediğini, mağdurenin görünüm olarak 16-17 yaşlarında gözüktüğünü, lise 2’ye kadar da okuduğunu bildiği için de 16-17 yaşlarında olduğuna inandığını ifade etmesi, dosya arasında bulunan Çukurova Üniversitesi Adli Tıp Anabilim dalının suç tarihinden iki ay sonraki raporunda ise, mağdurenin 17-19 kadın kemik yaşı ile uyumlu olduğunun belirtilmesi, kimi adli tıp raporlarında, hormonol, genetik, beslenme ve sportif aktivite gibi nedenlerle kemik yaşının kayıt yaşından farklı olabileceğinin ifade edilmesi, böyle durumlarda mağdurenin kayıt yaşından farklı ve büyük göstermesinin mümkün olması, mahkemece de bu şüpheyi aşmaya yarayacak şekilde mağdurenin görünüm olarak yapılan bir tespiti ve yine dosyada raporlar arasındaki çelişkiyi de irdeleyen bu yönden bir rapor bulunmaması karşısında, tüm bu hususların ikmali ve ortaya çıkacak sonuca göre sanıkta kast unsurunun bulunup bulunmadığının tartışılmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayini gerektiğinin gözetilmeyerek eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.