YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/145
KARAR NO : 2011/135
KARAR TARİHİ : 22.07.2011
Reşit olmayan mağdureyi zorla kaçırıp alıkoyma ve ırz ve namusa tasaddide bulunma suçlarından sanıklar … ve …’nin yapılan yargılamaları sonunda; zorla kaçırıp alıkoyma suçlarından beraatlerine, atılı ırz ve namusa tasaddide bulunma eyleminin cinsel taciz suçunu oluşturduğunun kabulü ile mahkumiyetlerine dair Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 03.05.2007 gün ve 2004/140 Esas, 2007/160 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi O Yer Cumhuriyet Savcısı, sanık … müdafii ve katılanlar vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Cezanın miktar ve türüne göre hükmün 21.7.2004 gün ve 25529 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5219 sayılı kanun ile değişik CMUK.nun 305. maddesi uyarınca hüküm tarihine göre temyizi mümkün olmadığından sanık … müdafiin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 317. maddesi uyarınca REDDİYLE, katılanlar vekili ile O Yer Cumhuriyet Savcısının cinsel taciz suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin suçun vasfına yönelik olduğu gözetilerek, incelemenin zorla kaçırıp alıkoyma ve cinsel taciz suçlarından kurulan hükümlere yönelik olarak katılanlar vekili ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyizleri ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Oluşa ve dosya içeriğine göre sanık …’ın 15 yaşından küçük mağdureleri rızaen alıkoyduğu sübuta ermekle; 5252 sayılı kanunun 9/3 ve CMK.nun 34 ve 230. maddelerine uygun olarak lehe olan hükmün; önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve sanığın lehine olan yasa hükümleri uyarınca cezalandırılması gerekirken yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Sanık … hakkında alıkoyma suçundan usulüne uygun olarak açılmış kamu davası olmadığı halde bu suçtan da hüküm kurulması,
Mahkemece sanıkların üzerlerine atılı suçu işlerken cinsel amaçla mağdurelere saldırarak mağdurelerin vücut dokunulmazlığını ihlal ettikleri kabul edildiği halde, 5252 sayılı Kanunun 9/3 ve CMK.nun 34 ve 230. maddeleri gereğince lehe olan hükmün belirlenmesi sırasında, kabul edilen eylemlerin cinsel taciz boyutunu aşarak cinsel istismar boyutuna ulaştığı, bu nedenle eylemlerin suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun 103/1. maddesinde düzenlenen basit cinsel istismar suçunu oluşturacağı, Mahkemenin lehe yasa değerlendirmesi yaparken 5237 sayılı TCK.nun 103/1. maddesi ile 765 sayılı TCK.nun 421/2. maddesi karşılaştırılarak lehe kanunun belirlenmesi gerekirken hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
Sanık …’nin 15.07.2005 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 19.12.2006 tarihli 5560 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki 24. maddesi uyarınca sanığa isnat olunan eylemin kanun maddesinde öngörülen ceza miktarının alt sınırının 2 yıl olması nedeniyle uzlaşma kapsamında kaldığı ve uzlaşmanın bir kovuşturma şartı olduğu nazara alınarak 5271 sayılı CMK.nun 253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaşma girişiminde bulunulması; sonuçsuz kalması halinde 5395 sayılı Kanunun 23. maddesi ile 5560 ve 5728 sayılı Kanunlarla değişik CMK.nun 231. maddesi uyarınca mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
Kanuna aykırı, katılanlar vekili ile O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca tebliğname gibi BOZULMASINA, 22.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.