Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/14714 E. 2012/13230 K. 18.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/14714
KARAR NO : 2012/13230
KARAR TARİHİ : 18.12.2012

Hürriyeti tahdit suçundan sanıklar …, … ve …’in yapılan yargılamaları sonunda; …’in atılı suçtan mahkûmiyetine, …’in ve …’un eylemlerinin ayrı ayrı üç kez hürriyeti tahdit suçunu oluşturduğunun kabulüyle mahkûmiyetlerine dair Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 15.01.2009 gün ve 2004/284 Esas, 2009/7 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanıklar müdafileri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıklar … ve … haklarında kurulan hükümlerin incelemesinde;
Soruşturma aşamasında bulunamadığı için beyanı alınamayan sanık …’in kovuşturma aşamasında alınan ifadesinde, suç tarihinde İzmir ili Selçuk ilçesinde bulunduğunu söyleyerek suçlamaları kabul etmemesi, kolluk görevlileri tarafından düzenlenen 18.01.2004 tarihli tutanakta, sanık …’in yaklaşık bir yıldır Diyarbakır ilinde olmadığı, İzmir ili Selçuk ilçesinde petrol istasyonu çalıştırdığının belirtilmesi, sanık …’in olayla hiçbir ilgisi bulunmadığını söylediği inkâra yönelik savunmaları, mağdurlar … ve …’in 01.02.2005 tarihinde Mersin Cumhuriyet Başsavcılığında talimatla alınan ifadelerinde gösterilen fotoğraflardan sanıklar … ve … olarak söyledikleri kişileri kendilerini kaçıran şahıslar olarak teşhis ettiklerini söylemiş olmalarına karşın, 24.05.2005 tarihli celsede, mağdurlara daha önce gösterilen bu fotoğraflar arasında sanıklar … ve …’in fotoğrafları bulunmadığının anlaşılmış olması ve adları geçen her iki mağdurun kovuşturma aşamasında alınan ifadelerinde adı geçen sanıkların olayla ilgisi olmadığını belirtmiş olmaları, mağdur …’in canlı teşhisinin sanık … yönelik olup, adları geçen sanıklara yönelik sübuta yeterli anlatımının bulunmaması ve tüm dosya içeriği karşısında, sanıklar … ve …’in atılı suçu işlediklerine dair cezalandırılmalarına yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraatlerine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi,
Sanık … hakkındaki hükümlerin incelenmesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nın, sanığın her üç mağdura yönelik eylemlerine uyan 179/2. maddesinde 3 yıldan 8 yıla kadar hapis ve para cezası öngörülürken, aynı eylemlere sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nın 109/2. maddesinde 2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasının öngörüldüğü, sanık hakkında temel cezalar alt sınırdan belirlenerek 765 sayılı TCK.nın 179/2, 179/3 ve 5237 sayılı TCK.nın 109/2, 109/3-a-b maddelerine göre uygulama yapıldığında sonuç hapis cezalarının her iki kanunda da 4 yıl hapis olarak belirleneceği, ancak 765 sayılı Kanunun uygulanması halinde belirlenen bu hapis cezalarının yanında 586 TL adli para cezalarına da hükmolunacağı, bu şekilde belirlenen cezalar sanığın mağdurlar … ve …’e karşı eylemleri yönünden teşebbüs nedeniyle indirildiğinde de 5237 sayılı Kanuna göre daha fazla indirim yapılması mümkün olduğu, buna göre sanık hakkında 5237 sayılı TCK hükümlerine göre hüküm kurulmasının lehine sonuç doğurduğu gözetilmeyip, aleyhe sonuç doğuran 765 sayılı TCK hükümlerine göre cezalandırılmasına karar verilerek fazla ceza tayini,
Sanık hakkında mağdurlar … ve …’e yönelik eylemleri nedeniyle ceza tayin edilirken, 765 sayılı TCK.nın 29. maddesinde öngörülen sıralamaya aykırı olarak aynı Kanunun 61. maddesinin 179/3. maddesinden önce uygulanması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.