Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/14798 E. 2013/1203 K. 12.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/14798
KARAR NO : 2013/1203
KARAR TARİHİ : 12.02.2013

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit, hakaret ve yaralama suçlarından sanık …, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit, hakaret ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından sanıklar …, …, …, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit suçlarından sanıklar …, …, …, Hasan Yıldırm ve …’nin yapılan yargılamaları sonunda; sanıklar …, …, …, …, …, … ve …’ın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan (mağdur sayısınca 3’er defa) ve tehdit suçundan mahkûmiyetlerine, bu sanıkların diğer suçlarından ve sanıklar … ile …’nin ise tüm atılı suçlardan beraatlerine dair … Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 30.04.2008 gün ve 2006/49 Esas, 2008/33 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi O Yer Savcısı ve sanıklar …, …, …, …, …, … ve … müdafileri tarafından istenilmiş olmakla dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
O Yer Cumhuriyet Savcısı 07.05.2008 tarihli temyiz isteğinden 26.09.2008 tarihli dilekçesiyle vazgeçtiğini bildirmiş olup temyizinin sanıkların aleyhine mi lehine mi olduğu belli değil ise de mahkûmiyet hükümlerinin sanık müdafileri tarafından da temyiz edilmiş olması nedeniyle Cumhuriyet Savcısının vazgeçtiği temyizinin sanıkların lehine ya da aleyhine olması hali temyiz kapsamını değiştirmeyeceğinden, incelemenin sanıklar …, …, …, …, …, … ve … müdafilerinin bu sanıklar yönünden verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyizleriyle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
30.04.2008 tarihli son oturumda iddia makamının beyanı alındıktan sonra hazır bulunan sanıklar müdafilerinden son sözlerinin sorulmaması suretiyle CMK.nın 216. maddesine aykırılık yapılması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı
5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.02.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
CMK 216/3 maddesine göre “Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir.” Bu usul kuralı mutlak, emredici bir kuraldır. Emredici kuralları yargılamayı uzatacak şekilde geniş yorumlamak yasaya uygun değildir. Sanığın yokluğunda son söz, müdafiine verilir denilemez. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16.02.1999 gün ve 9-23 sayılı, 15.10.2002 gün ve 2002/9-240 Esas, 2002/361 Karar sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere, yanında vekili olsun veya olmasın, duruşmada hazır bulunan sanığa uygulanması zorunlu olan sön sözün sanığa verilmesi kuralı dışında, sanığın yokluğunda ya da yanında, duruşmada onu temsil eden vekiline son söz hakkı verileceğine ilişkin bir usul kuralı anılan maddede yer almamaktadır. Yine yakın tarihli CGK.nın 22.01.2013 tarih ve 2012/1469 Esas, 2013/19 Karar sayılı yeni bir kararında da sanık yok ise, sanık yerine kaim olmak üzere son sözün, hazır olan müdafiine verileceğine ilişkin bir zorunluluk bulunmadığı belirtilmektedir. Esasen son söz, maddi gerçeğin araştırıldığı bir sürecin sonunda sanığın vicdanına son kez bir daha sesleniştir. Bu nedenle olayda sadece hukuki yardım sunan sanık müdafiine son sözün verilmesi, beklenen fonksiyonun teminini de sağlamaz. Açıklanan nedenlerle son sözün sanığın yokluğunda hazır bulunan sanık müdafiine verilmediğinden bahisle bozma kararı veren sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.