YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/15265
KARAR NO : 2013/5460
KARAR TARİHİ : 06.05.2013
İftira ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanık …’in yapılan yargılaması sonunda; atılı suçlardan mahkûmiyetine dair Polatlı Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 21.02.2008 gün ve 2007/393 Esas, 2008/159 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın kollukta mağdur sıfatı ile verdiği 04.07.2007 tarihli ifade ve şikâyetine dayanılarak mağdur hakkında soruşturma açıldığı ve bir gün göz altında kaldığı, sanığın savcılıkta ise ifade değiştirdiği ve şikâyetinden vazgeçtiği olayda, sanığın mağdurun gözaltına kalmasına sebebiyet vermesinden dolayı hürriyeti tahdit suçundan, değiştirdiği ifadeden dolayıda ilk şikâyet ifadesinin iftira olduğunun kabulü ile iftira suçundan mahkûmiyet kararı verilmiş ise de, sanığın kolluk ifadesinde özetle, çalıştığı petrol istasyonunda … ile bira içip televizyon izledikleri esnada …’nin bir anda kalkarak bana para ver dediğini, kendisinin parasının olmadığını söyleyince …’nin yerdeki keseri alarak yazıhanenin büyük camını kırdığını, bunun üzerine korktuğundan dolayı cebinde bulunan 80 TL’yi verdiğini ve ardından …’nin ”bu yetmez daha fazla ver” deyip bu defa yazıhanenin tüm camlarını kırdığını ve cep telefonunu zorla aldığını beyan etmesi, olay sonrasında yapılan üst ve ev aramasında sanığa ait cep telefonunun mağdur …’nin üzerinden çıkması, 04.07.2007 tarihli olay yeri tespit tutanağında benzin istasyon yazıhanesinin tüm camlarının kırık olduğunun tespit edilmesi karşısında, sanığın şikâyetinin maddi bir olaya ve makul şüpheye dayandığı, ilerleyen aşamalarda değişik saiklerle ifade değiştirme ve şikâyetten vazgeçilmesinin suçsuz olduğunu bildiği bir kişiye suç yükleme özel kastının kesin delili olamayacağı, sanığın eyleminin anayasal şikâyet hakkının kullanılması niteliğinde olduğu anlaşıldığından iftira ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının unsurları itibarıyla oluşmayacağı gözetilmeyerek sanığın beraati yerine yazılı şekilde hüküm kurulması;
Kabule göre de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde dikkate alınacak zararın maddi zarar olduğu, manevi zararı kapsamadığının belirtilmesi ve olayda mağdurun dosyaya yansıyan maddi bir zararının da bulunmaması, yine sanığın adli sicil kayıtlarında bulunan 3167 sayılı Kanunun 16/1. maddesinde düzenlenen karşılıksız çek keşide etme suçunun da 6273 sayılı Kanunun 3. maddesi ile idari yaptırıma dönüştüğü dikkate alınarak; 5271 sayılı CMK.nın 231. maddesinin 6. fıkrasında yer alan diğer koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilerek sonucuna göre mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması yerine yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.