YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17368
KARAR NO : 2011/2589
KARAR TARİHİ : 14.11.2011
Beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs, konut dokunulmazlığının ihlali, tehdit ve hakaret suçlarından sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; tehdit eyleminin nitelikli cinsel saldırı suçunun unsuru olduğunun kabulü ile tehdit suçu dışındaki atılı suçlardan mahkûmiyetine dair Ordu Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 22.02.2011 gün ve 2010/117 Esas, 2011/34 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi katılan vekili ve sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
İddianameye konu edilen ve mahkemece suçun unsuru sayılan, sanığın cinsel saldırıya teşebbüs eylemi sırasında gerçekleştirdiği tehdit eyleminden farklı olarak, mağdurenin aşamalardaki beyanlarına göre, mağdurenin ev ve cep telefonlarının çalması üzerine sanığın cinsel saldırı eylemine son verdikten sonra olay yerinden ayrılırken “olanları kimseye söyleme yoksa seni öldürürüm” demek suretiyle gerçekleştirdiği iddia edilen tehdit eylemiyle ilgili olarak zamanaşımı süresi içinde kamu davası açılması mümkün görülmüştür.
Anayasa Mahkemesinin, 07.10.2009 tarih ve 27369 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 23.07.2009 gün ve 2006/65 Esas, 2009/114 sayılı kararı ile iki bin liraya kadar (iki bin dahil) para cezalarına dair hükümlerin temyiz olunamayacağına ilişkin 1412 sayılı CMUK.nun 305. maddesinin 3842 ve 5219 sayılı Kanunlar ile değişik (1) numaralı bendinin Anayasa’ya aykırı olması nedeniyle iptaline ilişkin kararının 07.10.2010 tarihinde yürürlüğe girmiş olması itibariyle hakaret suçundan kurulan hükmün veriliş tarihine göre kesin nitelikte bulunmayıp temyize tâbi olduğu anlaşıldığından; tebliğnamedeki bu hükmün kesin olduğundan bahisle temyiz isteminin reddine karar verilmesi yönündeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Konut dokunulmazlığının ihlâli ve hakaret suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatları yapılmış bulunduğundan katılan vekili ve sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükümlerin ONANMASINA,
Sanık hakkında beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs suçundan kurulan hükme yönelik temyizlerin incelenmesinde ise;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın, gece vakti saat 20.30 sularında, bir köyde oturan fakat yakın çevresinde komşusu bulunmayan mağdurenin, evinin yanındaki ahırda hayvanlara yem verdiği sırada ahıra sessizce girip ona saldırdığı, mağdurenin korunmak için kullandığı küreği onun elinden aldıktan sonra, direnmesine rağmen üzerindeki bütün elbiseleri yırtarak çıkarttığı, direncini kırmak için orada bulduğu bir iple onun ellerini bağlayıp bağırmaması için ağzını koli bandıyla kapattığı, kendi cinsel organını da çıkartıp mağdureye yönelik nitelikli cinsel saldırı eylemini gerçekleştirmeye çalıştığı, mağdurenin etkin ve ciddi şekilde direnmesi nedeniyle ahırda amacına ulaşamayınca, onu sürükleyerek mağdurenin evine götürdüğü, orada da yine organ sokma teşebbüsünde bulunduğu, mağdurenin direnerek onu engellediği, tekme ve tokatlarla mağdureyi darp edip, muhtelif yerlerinden yaraladığı, tam bu sırada, ev telefonu ile akabinde mağdurenin cep telefonunun çalması ve mağdurenin “birazdan ağabeyim burada olur” demesi üzerine korkup oradan ayrıldığı, tüm bu olayların uzunca bir zaman içinde gerçekleştiği, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak kabul edildiği halde; suçun işleniş biçimi, işlendiği zaman ve yeri, sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı dikkate alınarak temel ceza tayin edilirken TCK.nun 3 ve 61. maddesi uyarınca alt ve üst sınır arasında uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden cezanın alt sınırdan verilmesi,
Sanığın cezasının TCK.nun 102/2, 35/2, 102/5. maddeleri bu sırayla uygulanarak belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, aynı Kanunun 35/2. maddesinin 102/5. maddesinden sonra tatbik edilmesi suretiyle sanığa noksan ceza tayini,
Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.