YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17883
KARAR NO : 2013/1962
KARAR TARİHİ : 27.02.2013
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanıklar …, …, …, …, …, …, … ve …’un ve …, …, … ve …’ın ayrıca eziyet suçundan yapılan yargılamaları sonunda; sanıkların atılı suçlardan mahkûmiyetine dair … 2. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 22.02.2008 gün ve 2007/563 Esas, 2008/80 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanıklar …, …, … ve … müdafileri ve sanıklar …, …, … ve … tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Sanıklar …, …, … ve … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatları yapılmış bulunduğundan, sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
Sanıklar …, …, … ve … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümlerin incelenmesine gelince,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 gün ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında da belirtildiği üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde dikkate alınacak zararın maddi zarar olduğu, manevi zararı kapsamadığı ve olayda katılanın dosyaya yansıyan maddi bir zararın da bulunmadığı, mahkemece sanıklar hakkında verilen cezanın bir daha suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluştuğundan bahisle ertelendiği de gözetilerek, 5271 sayılı CMK.nın 231. maddesinde öngörülen diğer şartlar da tartışılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, müştekinin zararının giderilmemesi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Sanıklar …, …, … ve … hakkında eziyet suçundan kurulan hükümlerin incelenmesine gelince,
Oluşa ve tüm dosya içeriğine göre, mağdurun tarlada bir mezar bulduğunu ve bu mezarın çok değerli olduğuna inanan sanıkların mağduru kaçırıp mezarın bulunduğu yeri söylemesini isteyerek onu sorgulayıp, konuşmaması üzerine kulaklarına ve ellerine elektrik akımı vererek bildiklerini söyletmeye çalışmaları şeklinde gelişen eylemlerin sistematik olmayacak ve süreklilik arzetmeyecek şekilde, aniden gelişen ve tekrarlanmayan nitelikte olması nedeniyle yaralama suçunu oluşturacağı ve yaralanmanın niteliğine göre de TCK.nın 109/2. maddesinde öngörülen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu sırasında cebir kullanma olarak değerlendirileceği gözetilmeden ayrıca eziyet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle sanıklar hakkında kurulan hükümlerin CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 27.02.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sanıklar …, …, … ve …’ın, mağdurun tarlada bulduğu mezarı sorgulamak üzere hürriyetinden yoksun bıraktıktan ve kendi egemenlik alanlarına aldıktan sonra, mezarın yerini söylememesi üzerine kulaklarına ve ellerine elektrik akımı vermek suretiyle bildiklerini söyletmeye çalışmalarının TCK.nın 108. maddesinde öngörülen cebir suçunu oluşturacağı, TCK.nın 109/6. maddesinde öngörülen kişiyi hürriyetten yoksun kılma “amacıyla veya sırasında” ifadelerinden, “hürriyetten yoksun bırakmadan önce bu amaçla veya yoksun
bırakıldığı, yani mağdurun sanıkların egemenlik alanlarına geçirdiği sırada” işlenen cebir hareketlerinin anlaşılması gerektiği, sanıkların eylemlerinin, unsurları bulunmaması nedeniyle eziyet suçunu oluşturmayacağı, ancak TCK.nın 108. maddesi uyarınca cezalandırılmayı gerektirdiği ve 109/2. maddesi kapsamındaki cebir hareketleri olarak değerlendirilmeyeceği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma görüşüne farklı gerekçeyle katılamıyorum.