Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/21358 E. 2012/1883 K. 20.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21358
KARAR NO : 2012/1883
KARAR TARİHİ : 20.02.2012

Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetine dair Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 20.06.2011 gün ve 2009/380 Esas, 2011/156 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmesi ve incelemenin de duruşmalı yapılmasının talep edilmesi üzerine dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi ile Daireye gönderilmekle 08.02.2012 Çarşamba günü saat 13:30’a duruşma günü tayin olunarak sanık müdafiine çağrı kağıdı gönderilmişti,
Belli günde Hakimler Kurulu duruşma salonunda toplanarak Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından Şennur Buyurgan hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine dosyadaki vekâletnameye dayanarak sanık … adına gelen Av. … huzura alınarak duruşmaya başlandı.
Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanık hakkında DURUŞMALI inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu.
Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.
Sanık müdafii temyiz layihasını açıklayarak savunmada bulunup müvekkili hakkındaki hükmün BOZULMASINI istedi.
Yargıtay Cumhuriyet Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti.
Son sözü sorulan sanık müdafii savunmasına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşmanın 22.02.2012 Çarşamba günü saat 13:30’a bırakılmasına oybirliğiyle karar verildi.
Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenip gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
Onaylı nüfus kayıt örneğine göre 14.05.1995 doğumlu olup son suç tarihinde yaşı 14 yıl 3 ay bulunan mağdurenin bu yaşına herhangi bir itiraz bulunmadığı gibi 15 yaşını bitirmiş olması halinde dahi eylemlerin sübutu halinde oluş şekli itibarıyla TCK.nın 103/1-b maddesi hükmü karşısında bu hususun suçun unsuruna etkisi olmayacağı nazara alınarak tebliğnamedeki bu konuya ilişkin bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Mağdurenin muayenesi sonucu düzenlenen İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlığının dosyada bulunan 02.09.2009 tarihli raporunda kendisinde “hafif düzeyde zeka geriliği” bulunduğu bildirilmiş bulunmasına ve Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun dosyadaki 22.11.2010 tarihli raporunda bu konuya değinilmeyip olay nedeniyle ruh sağlığının bozulduğuna ilişkin kanaat belirtilmiş olmasına göre, mağdurenin dava dosyası ile birlikte Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kuruluna gönderilerek, kendisinde herhangi bir zeka geriliği veya akıl hastalığı bulunup bulunmadığı, var ise ifadelerine itibar edilip edilemeyeceği ve bu durumda yine de bu suç nedeniyle ruh sağlığının bozulup bozulmadığı konularında ek rapor alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, bu konuda rapor alınmadan eksik araştırma ile hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.02.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.
20.02.2012 tarihinde verilen iş bu karar 22.02.2011 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından … hazır olduğu halde sanık müdafii Av. …’ün yüzüne karşı tefhim olundu.