YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22777
KARAR NO : 2013/11702
KARAR TARİHİ : 18.11.2013
Cinsel saldırı suçundan sanık …, tehdit ve hakaret suçlarından sanıklar … ve …’nin yapılan yargılamaları sonunda atılı suçlardan mahkûmiyetlerine dair Mersin 8. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 24.12.2009 gün ve 2008/807 Esas, 2009/1052 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi müşteki sanık … müdafii ve sanık … müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
CMK.nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolunun açık olduğu, suçtan zarar gören müşteki Süleyman’ın 18.06.2009 celsede sanıklardan şikâyetçi olduğunu beyan ettiği, vekilinin de mahkemece verilen hükümleri temyiz ederek açıkca katılma iradesini ortaya koyduğu, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 gün ve 2010/9-149 Esas, 2010/205 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere müştekinin katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gördüğü konusunda araştırma yapmayı gerektirecek bir tereddüt bulunmadığı görülmekle, CMK.nın 237/2. maddesi uyarınca suçtan zarar gören müşteki …’un davaya katılmasına ve vekil Av. … Barbaros’un katılan vekili olarak kabul edilmesine karar verilerek yapılan incelemede;
Sanık … hakkındaki cinsel saldırı suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünde; olay tarihinde site yöneticisi olan sanığın banyodaki arızayı gidermek için su tesisat ustalarıyla beraber katılanın evine geldiği, bir süre sonra üst kattaki eve gittiği, buradan geri döndüğünde kapıyı açan katılanın göğüslerine baktığı ve dokunduğu, tamir işi bittiğinde ustalarla birlikte çıkarken sanığın katılana 30 dakika sonra yine kontrol için geleceğini söylediği, katılanın bundan rahatsız olarak üstünü değiştirip daha kapalı bir elbise giyerek sanığın gelmesini beklediği, sanığın tekrar gelmesi üzerine katılanın kapıyı açtığı, banyodaki kontrolü yaptıktan sonra çıkarken katılana “msn ne beni ekle bir sorunun olduğunda ben sana yardımcı olurum” demesi üzerine katılanın daha önce yukarıdaki eylemleri yaptığını ileri sürdüğü sanığın msn adresini eklemek için bilgisayarı açarak, sanığa “ben msn eklemesini bilmiyorum siz ekleyin kendinizi” dediği, bu sırada sanığın eğilmiş olan katılanın sırtından öptüğüne ilişkin katılanın aşamalardaki beyanlarının sanık tarafından işlenen ilk eylemden sonra bahsedilen ikinci eylemin işlendiğinin iddia olunması nedeniyle hayatın olağan akışına aykırı olduğu, olayın intikalinin de suç tarihinden yaklaşık iki ay sonra ve sanık …’ın diğer sanıklar tarafından tehdit edildiğini beyan ederek şikâyetçi olması üzerine gerçekleşmesi karşısında sanığın isnat edilen eylemi gerçekleştirdiğine dair şüphe oluştuğu, şüphe sanık lehine değerlendirilerek atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, sanıklar … ve … hakkında tehdit suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinde ise haksız tahrik şartlarının oluşmadığı gözetilmeden sanıklar hakkında TCK 29. maddesi uygulanarak eksik ceza tayini,
Kabule göre de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 03.02.2009 gün ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde dikkate alınacak zararın maddi zarar olduğu, manevi zararı kapsamadığı ve olayda katılanların dosyaya yansıyan maddi bir zararlarının bulunmaması, sanıkların sabıkasız olmaları ve erteleme gerekçeleri de gözetildiğinde, her üç sanık hakkında da aynı olup dosya kapsamına uygun olmayan soyut gerekçelerle sanıklar hakkındaki hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, katılan sanık … ve sanık … müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.