Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/2610 E. 2012/3861 K. 02.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/2610
KARAR NO : 2012/3861
KARAR TARİHİ : 02.04.2012

Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı suçundan sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; çocuğun basit cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetine dair Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 15.05.2006 gün ve 2005/297 Esas, 2006/179 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii ve katılan … vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanık müdafiin 28.03.2006 günlü beyanındaki sanıkta akıl hastalığının bulunduğu ve buna ilişkin rapor aldırılması yönündeki talebi gözetilerek, sanığın suç tarihinde işlediği iddia olunan fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini önemli derecede azaltacak şekilde akıl hastalığının bulunup bulunmadığı hususunda tam teşekküllü bir hastane sağlık kurulundan rapor alınarak sonucuna göre diğer delillerle birlikte sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, bu husus yerine getirilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
Uygulamaya göre de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen, 20.11.2007 tarih ve 142-240 sayılı Kararında belirtildiği üzere, mağdurenin ruh sağlığındaki bozulmanın cezada artırım nedeni olabilmesi için hasarda devamlılık olması ve Adli Tıp Kurumunun bilinen uygulamalarına göre de, eylem sonucunda mağdurenin ruh sağlığının bozulup bozulmadığına ilişkin tespitin, suç tarihinden itibaren en az 6 ay süre geçtikten sonra yapılması gerektiği gibi, yine Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.05.2010 gün ve 2010/4-110 sayılı Kararına ve Adli Tıp Kurumu Kanununun 7 ve 23. maddelerine göre, suç tarihinde çocuk olduğu anlaşılan mağdurun muayenesi ve hakkındaki raporun
düzenlenmesi sırasında, inceleme konusunun uzmanı olan çocuk psikiyatristi bulundurulması gerektiği gözetilmeden, 6 ay dolmadan düzenlenen ve usulüne uygun teşekkül etmeyen ihtisas kurulu raporuna itibar edilerek TCK.nın 103/6. maddesinin uygulanmamasına karar verilmesi,
Mağdurun soruşturma aşamasında alınan ve samimi görülen beyanlarında; sanığın tabancasını gösterdiğini, daha sonra elini tutarak bahçe duvarının köşesine götürüp kucağına oturttuğunu ifade etmesi karşısında, eylemin cebir ve tehditle işlenmesi nedeniyle sanık hakkında tayin edilen cezanın TCK.nın 103/4. maddesi uyarınca artırılmaması,
Kanuna aykırı, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.