YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/582
KARAR NO : 2011/4665
KARAR TARİHİ : 06.12.2011
Irza geçme suçundan sanık …’in yapılan yargılaması sonunda; beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetine dair … 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 16.10.2006 gün ve 2005/424 Esas, 2006/508 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 05.04.2011 gün ve 2011/56 Esas, 2011/76 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; sanık hakkında TCK.nın 103/6. maddesinin uygulanma koşullarının tespiti için mağdurenin olaydan dolayı ruh veya beden sağlığının bozulup bozulmadığı hususunda, Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Kurulu veya Adli Tıp Kurumu Kanununun 7, 23 ve 31. maddeleri gereği usulüne uygun olarak teşekkül ettirilmiş Yüksek Öğrenim Kurumlarından veya birimlerine bağlı hastanelerden rapor alındıktan sonra, TCK.nın 103/6. maddesinin tatbikine gerek olup olmadığına karar verilmesi yerine, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu bünyesinde çocuk ve ergen psikiyatristinin bulunmadığı usulüne uygun teşekkül etmeyen heyet tarafından düzenlenen rapora dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 20.11.2007 gün ve 2007/5-142 Esas, 2007/240 sayılı Kararında belirtildiği üzere sanığın zincirleme biçiminde kasten işlediği nitelikli cinsel istismar suçunun neticesi sonucu gerçekleşen ve sorumluluğu için en az taksir derecesinde bir kusurunun bulunması gereken TCK.nın 103. maddesinin 6. fıkrasındaki suçun ağırlaşmış halinin teselsül edemeyeceği, zincirleme biçiminde gerçekleşen eylemlerin 103/6.
maddeden öncekilerin olması nedeniyle 43. madde uyarınca yapılacak artırımın 103/2. madde ve fıkrasında belirlenen ceza üzerinden 43/1. madde uygulanarak bulunacak miktarın, 103/6. madde ile tayin edilerek ceza süresine eklenmesi suretiyle hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde 103/6. maddesi ile belirlenen 15 yıl hapis cezası üzerinden 43/1. maddesi uygulanmak suretiyle “17 yıl” yerine “18 yıl 9 ay” hapis cezası belirlenmesi suretiyle sanığa fazla ceza tayini ve ayrıca bu yanılgılı uygulama üzerinden de TCK.nın 31/3. maddesi uyarınca 1/2 indirim yapılarak bulunan 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasının, aynı maddenin 29.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önceki düzenleme gereği 8 yıldan fazla olamayacağı bu itibarla aynı Kanunun 62. maddesi gereğince yapılan indirimin de 8 yıl üzerinden yapılması gerektiği gözetilmeden, sonuç cezanın 6 yıl 8 ay hapis cezası yerine 7 yıl 9 ay 22 gün hapis cezası olarak belirlenerek fazla ceza tayini,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.