Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/7740 E. 2012/8602 K. 18.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/7740
KARAR NO : 2012/8602
KARAR TARİHİ : 18.09.2012

Hayasızca hareketlerde bulunma suçundan sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan ceza tertibine yer olmadığına ve sanığın toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalkmasına kadar koruma ve tedavi altına alınmasına dair … 3. Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 07.12.2007 gün ve 2007/265 Esas, 2007/448 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi katılanlar vekilleri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Nüfus kaydına göre 30.04.1998 doğumlu olan mağdurenin kanuni temsilcisi …’nin 07.12.2007 tarihli duruşmadaki beyanında şikâyetçi olmadığını belirtmesi nedeniyle, davaya katılma ve hükmü temyize … bulunmadığından mağdure vekilinin vâki temyiz talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 317. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin sanığın diğer mağdure …’ya karşı hayasızca hareketlerde bulunma suçundan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiziyle sınırlı olarak yapılmasına karar verilerek gereği düşünüldü:
Sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda 5271 sayılı CMK.nın 231/5. maddesinde belirtilen şekilde mahkûmiyetine dair bir karar verilmeyip, atılı suçtan ceza tertibine yer olmadığına ve akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına dair karar verildiği dolayısıyla verilen netice kararın güvenlik tedbiri niteliğinde olması ve CMK.nın 231. maddesinden önce uygulanması zorunluluğu karşısında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına konu olamayacağından tebliğnamedeki bu hususta bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sanığın suç tarihinde işlediği iddia olunan fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini önemli derecede azaltacak şekilde akıl hastalığının bulunup bulunmadığı hususunda içerisinde psikiyatri uzmanı bulunan tam teşekküllü bir sağlık kurulundan rapor alınarak sonucuna göre diğer delillerle birlikte sanığın -2-
hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, Adli Tıp Uzmanınca verilen ve yeterli olmayan tek hekim raporuna dayanılarak hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Sanığın Okul içerisinde gezinen mağdureleri doğrudan hedef almak suretiyle cinsel organını çıkarıp göstermekten ibaret eylemin TCK.nın 105. maddesinde düzenlenen cinsel taciz suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç niteliğinde yanılgıya düşülerek yazılı biçimde hayasızca harekette bulunmaktan mahkûmiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, esası incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.