YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/829
KARAR NO : 2011/4350
KARAR TARİHİ : 29.11.2011
Çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve cinsel amaçla çocuğu hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanık …’un yapılan yargılaması sonunda; çocuğun nitelikli cinsel istismarı iddiasına konu eyleminin çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturduğunun kabulü ile bu ve atılı diğer suçtan mahkûmiyetine dair Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 13.12.2005 gün ve 2005/246 Esas, 2005/254 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii ile katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce de benimsenen, 30.03.2010 gün ve 43-71 sayılı kararında açıklandığı üzere; …nun 109/2. maddesinden sonra aynı maddenin 3 ve 5. fıkralarının da sanık hakkında uygulanması söz konusu olup cezasının alt sınırı 6 yıl hapse ulaşacağından, sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eyleminin 5395 sayılı Kanunun 24. maddesinde düzenlenmiş uzlaşma kapsamında bulunmadığı anlaşıldığından tebliğnamedeki bu hususta bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafii ile katılan vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Olay nedeniyle mağdurun ruh sağlığının bozulup bozulmadığının tespiti bakımından Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan veya Adli Tıp Kurumu Kanununun 7, 23/B ve 31. maddeleri gereğince Yükseköğretim Kurumları veya birimlerinde Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulu ölçütlerine göre (konunun uzmanı bir doktorun ve iki adli tıp uzmanının zorunlu katılımıyla, anılan kanunun 7/f maddesinde 6. ihtisas kurulunda görev yapması öngörülen diğer dallardan uzman doktorların da iştirakiyle ve toplam en az 5 uzman doktorla) oluşturulmuş bir heyetten rapor alınmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik soruşturmayla hüküm kurulması,
Mağdurun aşamalarda değişmeyen samimi görülen beyanları, doktor raporları, sanığın kısmi ikrarı ve dosya içeriğine göre, sanığın misket vereceğini söyleyerek evine götürdüğü mağdurla bir odaya geçtikten sonra, pantolon ve külotunu çıkartmasını sağlayıp cinsel organını onun makatına sokmaya çalıştığı sırada dış kapıdan sesler gelmesi üzerine eylemini tamamlayamadığının anlaşılması karşısında, eyleminin çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre;
Sanığın suç tarihindeki yaşı ve her iki suçtan tayin edilen ceza miktarlarına göre, sanık hakkında 15.07.2005 günlü Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanununun 23. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, katılan vekilinin ve sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.