YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/8829
KARAR NO : 2013/5745
KARAR TARİHİ : 09.05.2013
Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanık …’in yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan beraatine dair … 4. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 30.10.2008 gün ve 2008/8 Esas, 2008/348 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi mağdur vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Soruşturma aşamasında şikâyetçi olan mağdura CMK.nın 238/2. maddesi uyarınca davaya katılmak isteyip istemediği sorulmamış ise de;
CMK.nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolunun açık olduğu, suçtan zarar görenin mağdur olduğu, baro tarafından atanan zorunlu vekilin de, aşamalarda sanığın tutuklanmasını ve cazalandırılmasını talep edip mahkemece verilen hükmü temyiz ederek açıkça katılma iradesini ortaya koyduğu, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 gün ve 2010/9-149 Esas, 2010/205 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere mağdurun katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gördüğü konusunda araştırma yapmayı gerektirecek bir tereddüt bulunmadığı görülmekle, CMK.nın 237/2. maddesi uyarınca suçtan zarar gören mağdur …’ın davaya katılmasına ve vekil Av. … ‘in katılan vekili olarak kabul edilmesine karar verilerek gereği düşünüldü:
Mağdur hakkında 07.11.2007 tarih ve saat 08.15’de … Eğitim ve Araştırma Hastanesince genel cerrahi uzmanı tarafından düzenlenen fiili livata raporunda “post pozisyonda saat 6 ve 12 hizasında hiperemik alanlar mevcut” olduğunun bildirilmesine karşın aynı tarihte … Adli Tıp Şube Müdürlüğünce verilen adli tıp uzmanı raporunda “anüste fiili livatanın maddi delillerine rastlanmadığının” bildirilmesi karşısında dosyanın Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kuruluna gönderilerek her iki rapor arasında oluşan çelişkinin giderilmesinden sonra iddia, savunma, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.