YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/9752
KARAR NO : 2013/6399
KARAR TARİHİ : 22.05.2013
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanıklar … ile …’nin yapılan yargılamaları sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetlerine dair Arhavi Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 21.02.2008 gün ve 2007/53 Esas, 2008/12 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanıklar tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıklar … ile Osman’ın, olay gecesi içlerinden … ile evlenmesini sağlamak için mağdurenin oturduğu köye …’yla beraber gelmesinin ardından misafir edildikleri evden çıkarken … ile …’ın ağzını kapatıp ayaklarından tutarak dışarıya çıkardığı mağdureyi sanık …’ın da yardımıyla yaklaşık 50 metre sürükleyerek götürdükten sonra mağdurenin bağırması üzerine başkaca bir engel neden olmaksızın serbest bırakmaları şeklinde gerçekleşen olay nedeniyle mağdurenin 17.07.2007 günlü, 494 sayılı kesin doktor raporunda belirtildiği üzere yaşamını tehlikeye sokmayan basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek derecede hafif şekilde yaralanması nedeniyle mağdurenin şahsına zarar verildiğinden adları geçen sanıklar haklarında eylemlerine uyan TCK.nın 109/2-3b. maddesi gereğince belirlenen cezalar üzerinden koşulları oluşmadığı halde aynı Kanunun 110/1. maddesine göre indirim yapılması suretiyle sonuç cezaların eksik tayini karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikat yapılmış bulunduğundan sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükümlerin ONANMASINA, 22.05.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Karşı Oy
Sanıklardan …’nin diğer sanık arkadaşı ile birlikte mağdure …’yı zor kullanıp sürükleyerek bir müddet götürmek suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun bıraktıkları ve daha sonrada mağdureyi bıraktıkları olayda, dairemiz sayın çoğunluğu mağdurenin basit nitelikte yararlanması nedeniyle şahsına zarar verildiğinden dolayı etkin pişmanlık hükümlerini uygulayan yerel mahkeme kararını karşı temyiz olmadığı için eleştiri konusu yapmıştır. Bu değerlendirme ve eleştiri yasaya uygun değildir, şöyle ki;
Etkin pişmanlık başlıklı TCK.nın 110. maddesinde “yukarıdaki maddedeki suçu işleyen kişi, soruşturmaya başlamadan önce mağdurun şahsına bir zararı dokunmaksızın, onu kendiliğinden güvenli bir yerde bırakacak olursa cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.” denilmektedir. Madde metninde geçen “yukarıdaki maddedeki suç” 109. maddedeki hürriyetten yoksun kılma suçudur. TCK.nın 109/1 maddesi suçun basit halini düzenlerken, 109/2,3,4 ve 5 maddeleri ise cezanın ağırlaştırılmış hallerini içeren nitelikli hallerini düzenlemektedir. 109/6 maddesinde ise, ” Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. ” denilmektedir. Etkin pişmanlığın uygulanabilmesi için TCK 110/1 maddesindeki şahsa zarar verilmeme şartındaki zararın, yaralanmanın temel ve basit halindeki bir zarar mı yoksa nitelikli yaralamadaki zarar mı olduğu hususunu, TCK 109/1-2-6, 86/1-2, 87/1, 110/1 maddelerindeki tanım ve düzenlemeler dikkate alınarak ve bunlar gözardı edilmeksizin yorumlamak gerekir. Bu düzenlemeler çerçevesinde TCK 109/2 maddesinde tanımlanan suçun gerçekleştirilmesi sırasındaki oluşan TCK 86/1 ve 2 kapsamında kalan basit ve temel nitelikteki yaralanmalar nedeniyle ayrıca yaralama suçundan ceza verilmemekte, bu yaralamalar suçun unsuru olarak kabul edilmektedir. Bu yaralama (şahsa verilen zarar) nitelikli olursa, yani TCK 87/1 kapsamında kalırsa TCK 109/6 belirtildiği şekilde ayrı bir suç oluşturmaktadır. Bu açıklamalar ışığında, TCK 110/1 maddesindeki etkin pişmanlığa engel olan “mağdurun şahsına bir zarar dokunmaksızın” şartının, TCK 87/1 deki nitelikli hallerdeki yaralanmalar olduğu, suçun işlenmesi sırasında mukavemeti kırmak için oluşan ve suçun unsuru olan basit ve temel haldeki yaralamaları kapsamadığı anlaşılmaktadır. Zira maddenin başında, “ yukarıdaki suçu işleyen kişi ” denilmektedir. Bu suçu işleyen kişi suçun basit halini işleyebileceği gibi TCK 109/2 maddesindeki nitelikli halini de işleyebilir. TCK 110 maddesindeki düzenlemede, etkin pişmanlığın sadece TCK 109/1 deki suçun basit halinde uygulanacağına, TCK 109/2. maddesindeki nitelikli hallerden olan eylem ile oluşursa
uygulanamayacağına ilişkin bir ayırım yoktur. TCK 110 madde bir istisna getirmeksizin 109. maddeye bütünüyle bir atıf yapmaktadır. Bu nedenle TCK 109 maddesindeki suçun işlenmesi esnasında, suçun tamamlanmasını temin için TCK 109/6. maddesinin atıf yaptığı şekilde TCK 87/1 kapsamına varan düzeyde mağdurenin şahsına bir zarar vermeyen, cinsel bir eylemde de bulunmayan, daha sonrada herhangi bir saikle mağdureyi bırakan sanıkların, bu davranışı TCK 110 maddesi kapsamında kalmalıdır.
Keza suçun işlenmesi sırasında suçun unsuru olan basit ve temel haldeki mukavemeti kıracak ve pekiştirecek yaralamalar dışında, mukavemetin kırılması ve suçun tamamlanmasından sonra suçun unsuru ile hiç bir bağlantısı olmayan kin, hırs, eziyet ve işkence ile yapılan davranışlar basit nitelikte dahi olsa etkin pişmanlığın uygulanmasına engel kabül edilmelidir. Çünkü bu davranışlar suçun tamamlanmasından ve mukavemetin kırılmasından sonra yapılan davranışlardır. Yine yapılma nedeni de suçun tamamlanmasına yönelik değildir.
Bu değerlendirmelerin aksini kabul halinde ceza yasasının ve ilgili maddelerin amacına uymayacak şekilde ceza adaletsizlikleri ortaya çıkacaktır. Örneğin; basit yaralamaya göre, TCK 106/2 de tanımlanan cezasıda daha fazla olan ve mağdure üzerinde etkiside daha çok olacak şekilde mağdureye ruhsal yönden daha ağır zarar verecek silahla bir tehditle, kaçırıp daha sonra bırakacak bir sanık, mağdurenin şahsına zarar vermedi diye bu maddeden yararlanabilecekken, hürriyetini yoksun kıldığı mağdureyi pişmanlıkla bırakan başka bir sanık, suçu gerçekleştirirken mukavemet sırasında mağdurenin basit yaralanması nedeniyle indirim maddesinden yararlanamayacaktır. Diğer bir halde de, ağır bir tehditle suçu işleyen ama mağdureyi serbest bırakmayan biri ile, basit yaralama ile suçu işleyip sonra pişman olup, mağdureye nitelikli bir zarar vermeksizin serbest bırakan kişi aynı cezayı alacaktır. Bu durumdaki farklılıklar, yasa koyucunun nitelikli haller arasındaki bilerek yaptığı bir tercihine veya yasanın eşitsiz düzenlemesine değil, yasada öngörülmediği halde farklı yorumlanmasından kaynaklanacaktır. Sanıkların iyi davranışını ödüllendirerek mağdurların serbest bırakılmasını teşvik ile bu şekildeki çelişki ve adaletsizliklerin önüne geçilmiş olacaktır.
Somut olayımızda, sanıklar tarafından suçun unsuru olan zora dayalı eylem gerçekleştirilirken mukavemet sırasında mağdure basit nitelikte yaralanmış, bilahere de sanıklar mağdureyi serbest bırakmışlardır. Sanıklar suçun unsurunu aşacak şekilde TCK 87/1 deki gibi nitelikli bir yaralamada bulunmamışlar ve suçun tamamlanmasından sonraki aşamada da mağdurenin şahsına bir zarar
vermemişlerdir. Daha sonra da mağdureyi serbest bırakmışlardır. Sanıklar suçu gerçekleştirmek ve mağdurenin mukavemetini kırmak için olanlar dışında mağdurenin şahsına yönelik ayrıca bir zarar vermediklerinden, mağdureyi serbest bırakan sanıklar hakkında TCK 110 maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulama şartları oluşmuştur. Açıklanan nedenlerle dairemizin sayın çoğunluk eleştiri görüşüne katılmıyorum.