Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2012/11669 E. 2012/11520 K. 19.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/11669
KARAR NO : 2012/11520
KARAR TARİHİ : 19.11.2012

Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanık …’nun yapılan yargılaması sonunda; atılı suçlardan mahkûmiyetine dair Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 16.12.2011 gün ve 2009/168 Esas, 2011/296 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesinin sanık müdafii tarafından istenilmesi ve incelemenin de duruşmalı yapılmasının talep edilmesi üzerine dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğname ile Daireye gönderilmekle 07.11.2012 Çarşamba saat 13:30’a duruşma günü tayin olunarak sanık müdafiine çağrı kâğıdı gönderilmişti.
Belli günde Hâkimler Kurulu duruşma salonunda toplanarak Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından … … hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine dosyadaki vekâletnameye dayanarak sanık … adına gelen Av. … huzura alınarak duruşmaya başlandı.
Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanık … hakkında DURUŞMALI inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu.
Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.
Sanık müdafii temyiz layihasını açıklayarak savunmada bulunup müvekkili hakkındaki hükmün BOZULMASINI istedi.
Sanık müdafii 4 sayfalık yazılı savunma dilekçesi sundu. Alındı, okundu, dosyasına konuldu.
Yargıtay Cumhuriyet Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti.
Son sözü sorulan sanık müdafii savunmasına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşmanın 21.11.2012 Çarşamba günü saat 13:30’a bırakılmasına oybirliğiyle karar verildi.
Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenip gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının ve duruşmalı inceleme sırasındaki savunmalarının reddiyle ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün ONANMASINA,
Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün incelenmesine gelince;
Olay tarihinde 15 yaşından küçük olan mağdure ve ailesinin yardım aldığı … Derneğinin başkanı olan ve bu şekilde tanıdığı mağdureye yönelik cinsel davranışlarda bulunmaya karar veren sanığın yolda karşılaştığı mağdureye ve babasına yeni kıyafetler geldiğini söyleyip 19.05.2009 tarihinde derneğe gelmesini sağladığı ve depo kısmına girerek bir kısım eşyaları verdiği buradan çıkıp ayrılmak isteyen mağdurenin kollarından tutup yanağından ve dudağından öptüğü, kendisinden kurtulmak isteyen mağdureyi tutmaya devam etmesi üzerine mağdurenin ittirerek sanığın elinden kurtulup oradan hızlıca uzaklaştığı, bu olaydan sonra yine mağdure ve babasına bir çok kez eşya vereceğinden bahisle mağdurenin derneğe gelmesini söylediği, kendisine inanılmayacağı korkusuyla ilk olayı ailesine anlatamayan mağdurenin, babasının da ısrarlı söylemleri üzerine manevi baskı altında tekrar 01.06.2009 tarihinde derneğe gittiği, mağdureye iki pantolon veren sanığın mağdurenin kabul etmemesine rağmen pantolanları denemesi yönünde ısrarcı olduğu, depo kısmında denediği sırada sanığın ara bölümde beklediği ve sonrasında yanına gittiği mağdureyi her iki kolundan tutarak zorla öpmeye çalıştığı, mağdurenin direnip elinden kurtularak büro kısmına geçtiği sırada arkasından gelerek derslerini sorma ve telefon numarası verme şeklindeki hilelerle cinsel eylemlerini devam ettirmeye yönelik olarak mağdurenin bir süre daha kalmasını sağladığı, amcam bekliyor diyerek oradan ayrılmak isteyen mağdureyi tekrar kollarından tutup kendisine ve kapının arkasına doğru çekerek gitmesine engel olup öpmeye çalıştığı, mağdurenin de ittirip sanığın elinden kurtularak oradan kaçtığı şeklinde sübut bulan olayda; sanığın cinsel istismar eylemleri yanında, dernek binasından ayrılmak isteyen mağdurenin gitmesine de engel olarak cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu da işlediği anlaşıldığından tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanık hakkında ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı suçundan hüküm kurulurken temel ceza alt sınırdan belirlendiği halde, aynı yer ve zamanda ve aynı koşullarda işlediği kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümde ise temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.11.2012 tarihinde cinsel istismar suçu yönünden oybirliğiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden oyçokluğuyla karar verildi.

19.11.2012 tarihinde verilen iş bu karar 21.11.2012 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından … … hazır olduğu halde sanık müdafiin gıyabında tefhim olundu.

KARŞI OY

İlçede … kurumunun bürosu ve büro içinden arkaya geçilen deposu vardır. 14 yaşında olan mağdure 2004 yılından beri buradan giyim yardımı almaktadır. Mağdure ilk olay tarihi olan 19 mayıs 2009 tarihinde depo kısmından tişört ve ayakkabı aldıktan sonra çıkmak için büro kısmına geçtiğinde tam gidecekken İlçe şube başkanı olan sanık, mağdure ile tokalaşıp yanaklarından öptükten sonra dudağından da öpmüştür.
Sanığın, mağdurenin yardım almaya gelmesini babasına da söyleyerek ısrarla talep etmesi ile mağdurenin ikinci olay tarihi olan 1 Haziran 2009 tarihinde tekrar şubeye gittiği, sanığın ısrarı ile pantolonları denediği, gitmek için teşekkür ettiği, ancak tokalaşmak için elini uzatmadığı, sanığın bulundukları depo kısmında yine mağdureyi bileklerinden tutarak kendine doğru çekip öpmek istediği, mağdurenin yüzünü çevirerek ne yapıyorsunuz dediği ve elini kurtarıp poşetini alarak makam odasının bulunduğu büro kısmına geçtiği, büro kısmında da sanığın tekrar mağdurenin her iki bileğinden tutarak kendine ve kapı arkasına doğru çekmeye çalıştığı, mağdurenin de karşı koyarak ellerini kurtardığı ve hızla uzaklaştığı anlaşılmaktadır.
Sanığın, 14 yaşındaki mağdureye, birden fazla kez, zor kullanmak suretiyle ve kamu görevinin verdiği yetkiyi kötüye kullanarak, ruh sağlığının bozulmasını netice verecek şekilde cinsel istismar suçunu işlediği sabittir.
Sanığın, mağdureye karşı eylem gerçekleştirirken sergilediği tutma ve çekme şeklindeki davranışlar, cinsel istismar suçunun zor unsurunu oluşturan hareketlerdir. Sanığın, mağdureye karşı eylemini gerçekleştirmek için bahaneler üreterek onunla konuşmaya ve oyalamaya çalıştığı anlaşılmakta ise de, gerçekleşen olayda mağdurenin bir yerde kalmak veya bir yere gitmek hürriyetinin ortadan kaldırıldığına dair bir durum oluşmuş değildir. Tutma ve öpme şeklindeki eylemlerin gerçekleştiği sırada ve yine konuşmalar sırasında geçen sürelerde hürriyetten yoksun kılma suçunun oluştuğunu söylemek mümkün değildir. Bu suçun oluşması için en azından makul bir süre hareket serbestisinin engellenmesi gerekir ki suç oluşsun. Oysa olayımızda oluşan ve gerçekleşen tek eylem uzun süreli olmayan konuşma ve elden tutup öpme hareketleridir. Bu şekilde geçen sürelerde hürriyetten yoksun kılma suçunun oluştuğu kabul edilemeyeceği gibi hareket serbestisini engelleyen bir davranışta bulunmamaktadır. Olaydaki bahaneler üreterek mağdurenin kalma süresini uzatmaya çalışma şeklindeki davranışlar da hile unsuruna uymamaktadır. Bunların hileli hareketler olduğu kabul edilse dahi bu davranışların hareket etme hürriyetini engellediği söylenemez. Bu sebeple ayrıca sanığın TCK.nın 109. maddesinden de cezalandırılması yönüne gidilmesi isabetli değildir. Açıklanan nedenlerle hürriyetten yoksun kılma suçunun oluştuğuna ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.