YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/11821
KARAR NO : 2012/11979
KARAR TARİHİ : 26.11.2012
Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair … 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 20.01.2006 gün ve 2005/380 Esas, 2006/13 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii ve mağdur vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 13.12.2011 gün ve 2011/999 Esas, 2011/4948 Karar sayılı “30.11.2005 günlü celsede mağdur vekilinin küçük mağdur adına dava ve şikâyetlerinin devam ettiğine dair, yine 20.01.2006 günlü celsede de sanığın cezalandırılmasına dair talebini ifade ettiği gözetilerek, CMK.nın 238/2. maddesi gereğince kamu davasına katılmak isteyip istemediği sorularak talebi halinde CMK.nın 238/3 maddesi uyarınca olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi” gerekçesiyle bozma yönündeki kararına karşı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.02.2012 gün ve 2006/73458 sayılı itiraznamesi ile itiraz etmesi üzerine, dosyanın gönderildiği Yargıtay Ceza Genel Kurulunca 10.07.2012 gün ve 2012/344 Esas, 2012/980 Karar sayılı gönderme kararı ile 05.07.2012 gün ve 28344 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle 5271 sayılı CMK.nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkralar ve 6352 sayılı Kanunun 101. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 5. madde gereğince itiraz konusunda bir karar verilmek üzere dava evrakı Daireye gönderilmekle incelendi;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görüldüğünden, İTİRAZIN KABULÜNE, Dairemizin 13.12.2011 gün ve 2011/999 – 4948 sayılı bozma kararının 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle 5271 sayılı CMK.nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkralar uyarınca KALDIRILMASINA, karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
30.11.2005 günlü celsede sanıkların cezalandırılmasını talep eden zorunlu vekile mağdur adına CMK.nın 238/2. maddesi uyarınca davaya katılmak isteyip istemediği sorulmamış ise de, CMK.nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolunun açık olduğu, mağdurun zorunlu vekilinin sanığın cezalandırılmasını istediği ve mahkemece verilen hükmü temyiz etmekle açıkça mağdur adına katılma iradesini ortaya koyduğu, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 gün ve 2010/9-149 Esas, 2010/205 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere mağdurun katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gördüğü konusunda araştırma yapmayı gerektirecek bir tereddüt bulunmadığı görülmekle, CMK.nın 237/2. maddesi uyarınca suçtan zarar gören mağdur …’ın davaya katılmasına ve zorunlu vekilinin katılan vekili olarak kabul edilmesine karar verilmekle katılan vekilinin temyizi üzerine yapılan incelemede;
Hükümde uygulama maddesinin 5237 sayılı TCK.nın 103/2. maddesi yerine 102/3 olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası olarak değerlendirilmiş, katılan mağdur hakkında … Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 21.07.2005 tarihli raporunda; mağdurun ruh sağlığının bozulduğuna ilişkin bir tespitin bulunmaması ile bu yönde bir iddia olmadığı gibi, mahkemenin de mağdurun ruh sağlığının bozulduğuna ilişkin herhangi bir gözleminin olmaması karşısında, TCK.nın 103/6. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunda rapor alınmaması bozma nedeni yapılmamıştır.
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan katılan mağdur vekili ve sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 26.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.