Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2012/13458 E. 2013/1483 K. 18.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13458
KARAR NO : 2013/1483
KARAR TARİHİ : 18.02.2013

Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanık …’in yapılan yargılaması sonunda; atılı suçlardan mahkûmiyetine dair…Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 08.05.2012 gün ve 2010/23 Esas, 2012/125 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmesi ve incelemenin de duruşmalı yapılmasının talep edilmesi üzerine; dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesiyle Daireye gönderilmekle 13.02.2013 Çarşamba saat 13:30’a duruşma günü tayin olunarak sanık müdafiine çağrı kâğıdı gönderilmişti.
Belli günde Hâkimler Kurulu duruşma salonunda toplanarak Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından… hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine sanık müdafiin gelmediği, ayrıca bir talepte de bulunmadığı anlaşılmakla Yargıtay Cumhuriyet Savcısının uygun görülen talep ve mütalaası dairesinde DURUŞMASIZ inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek, vaktin darlığına binaen dosyanın incelenmesi başka bir güne bırakılmıştır.
Bugün dava evrakı incelenerek aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Suç tarihinde 15 yaşından küçük olan ve hukuken rıza açıklama ehliyetine sahip bulunmayan mağdurenin rızasının eylemi hukuka uygun hale getirmeyeceği, eylem cinsel amaçla çocuğu hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğundan bu hususta bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
Sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün incelenmesine gelince;
Mağdurenin sanığın kendisini öptüğü ve cinsel organını sürttüğü tarihten 3 ay sonra başkası ile nişanlanması üzerine şikâyet etmesi karşısında zora ilişkin başka delil bulunmadığı ve kendi iradesi ile sanıkla birlikte olduğu kabul edildiğinden, mağdurede meydana gelen ruh sağlığı bozukluğunun sanığın cinsel istismarı nedeniyle mi yoksa sanığın eylemden 3 ay sonra başkasıyla nişanlanması veya sair başka nedenlerle mi meydana gelmiş olabileceği konusunda Adli Tıp Genel Kurulundan yeniden rapor alınarak sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.02.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Suç tarihinde 14 yıl 1 ay 1 günlük yaşı olan mağdurenin iradesine uygun sanığın gerçekleştirdiği cinsel eylemlerden sonra herhangi bir şikâyetinin olmaması, zorla işlenmeye ilişkin sonuca varmayı gerektiren delil bulunmaması ve şikâyetin sanığın başkasıyla nişanlanması üzerine gerçekleşmesi karşısında, Adli Tıp Kurumunun suçun zorla işlendiği kanaatiyle verdiği ruh sağlığı bozukluğuna ilişkin raporuna itibar edilemeyeceği, post travmatik stres bozukluğu sonucunun, sanığın başkasıyla nişanlanması ve mağdureyi terketmesi neticesinde meydana gelmiş olabileceğinin kabul edilmesi gerektiği ve suçun işlenmesinden yaklaşık 4 yıl sonra alınacak yeni ruh sağlığı raporunun sağlıklı bir sonucu ifade edemeyeceği, ayrıca ruh sağlığına ilişkin bozukluğun suç nedeniyle mi, yoksa sanığın nişanlanması nedeniyle mi meydana geldiğini belirlemenin Adli Tıp’ın değil, yargılamayı yapan mahkemenin görevi olduğu ve sanık hakkında TCK.nın 103/6. maddesinin uyulanmaması gerektiği gözetilmeden, Adli Tıptan yeni rapor alınması gerektiği biçimindeki sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyoruz.