YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/14915
KARAR NO : 2013/8150
KARAR TARİHİ : 26.06.2013
Irza geçme ve reşit kimseyi zorla kaçırıp alıkoyma suçlarından sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; ırza geçme eylemi reşit olmayan mağdure ile rızasıyla cinsi münasebette bulunma ve reşit kimseyi zorla kaçırıp alıkoyma eylemi ise reşit olmayan kimseyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma kabul edilerek zamanaşımı nedeniyle davaların düşmesine dair … Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 20.09.2010 gün ve 2002/269 Esas, 2010/282 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii ile mağdure vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Mahkemece yapılan yargılama sırasında istinabe yoluyla 04.04.2003 tarihinde … Asliye Ceza Mahkemesinde alınan beyanında sanıktan şikâyetçi olduğunu bildiren mağdureye CMK.nın 238/2. maddesi uyarınca davaya katılmak isteyip istemediği sorulmamış ise de;
CMK.nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolunun açık olduğu, suçtan zarar gören mağdurenin şikâyetçi olduğu, tevdi kararı sonrası baroca tayin edilen zorunlu vekilin de sanığın cezalandırılmasını isteyip mahkemece verilen hükmü temyiz ederek açıkça katılma iradesini ortaya koyduğu, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 gün ve 2010/9-149 Esas, 2010/205 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere mağdurenin katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gördüğü konusunda araştırma yapmayı gerektirecek bir tereddüt bulunmadığı görülmekle, CMK.nın 237/2. maddesi uyarınca suçtan zarar gören mağdure …’ın davaya katılmasına ve zorunlu vekil Av. …’ın katılan vekili olarak kabul edilmesine karar verilmekle yapılan incelemede;
Mağdurenin anlatımları, sanığın ikrar içerikli savunması ile dosya kapsamı göz önüne alındığında; Olay tarihinde İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca düzenlenen 30.04.2010 günlü, 1039 sayılı rapora göre orta ile hafif derece sınırında zekâ geriliği olması nedeniyle mağduresi bulunduğu olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayıp fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olmayan, mevcut olan zekâ geriliği hekim olmayanlarca anlaşılamayabilen, vermiş olduğu ve vereceği ifadelere ancak kuvvetli delillerle desteklendiği takdirde ana hatlarıyla itibar edilebilen ve bu nedenle hukuken geçerli rızası bulunmayan mağdureyi …’ya getirip burada kaldıkları bir haftalık süre zarfında alıkoyarak birden ziyade cinsel ilişkiye girdiği anlaşılan sanığın mağdurenin hal ve hareketlerinden akıl hastası olduğunu anlamadığı yönündeki aşamalarda aksi kanıtlanamayan savunması ile dosya içeriği nazara alınarak ırza geçme ve reşit kimseyi zorla kaçırıp alıkoyma suçlarından delil yetersizliği nedeniyle beraatine karar verilmesi gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafii ile mağdure vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.