YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/14955
KARAR NO : 2013/1151
KARAR TARİHİ : 12.02.2013
Beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı suçundan sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair … 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 02.06.2011 gün ve 2009/303 Esas, 2011/183 Karar sayılı re’sen temyize tâbi olan hükmün sanık müdafii tarafından da temyizi üzerine Dairemizin 19.12.2011 gün ve 2011/19243 Esas, 2011/5206 sayılı ilamı ile “Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan dolayı 19.10.2009 günlü iddianameyle kamu davası açılmasından sonra usûlen sorgusu yapılıp savunması alınmadan hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının ihlal edilmesi ve Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca 06.12.2010 tarihinde tanzim olunan ve “Kronik Post Travmatik Stres Bozukluğu” tespitiyle mağdurenin ruh sağlığında meydana geldiği bildirilen bozulmanın 18.09.2009 tarihli ilk iddianamede anlatılan olaydan mı, 19.10.2009 tarihli iddianamede anlatılan ikinci olaydan mı yoksa her iki olayın birleşmesinden mi kaynaklandığı konusunda bir açıklık bulunmadığı ve bu nedenle bu hususlarda sadece dosyanın gönderilerek Adli Tıp Kurumundan ek mütalaa alınması gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle hüküm kurulması,” nedenine dayanılarak bozulduğu,
Bozma üzerine yeniden yargılama yapan mahkeme, bozma ilamında yer alan ilk hususa uyulmasına karar verip, ikinci hususa ise, “aynı bozma ilamında ikinci bozma sebebi olarak gösterilen mağdurenin ruh sağlığındaki bozulmanın birinci olaydan mı yoksa ikinci olaydan mı yoksa her iki olayın birleşmesinden mi kaynaklandığının belirtildiği, önceki kararımızda mağdurenin her iki olay sırasında da 18 yaşını ikmal ettiği kabul edilerek sanık hakkında TCK.nın 102. maddesinden hüküm kurulduğu, bu itibarla ruh sağlığındaki bozulmanın ayrı ayrı hangi olaydan meydana gelmiş olmasının suçun vasfı ve verilecek ceza miktarına etki etmeyeceği, bu tür suçlarda mağdurenin ruh sağlığındaki bozulma teselsül etmeyeceğinden 43 maddenin uygulanmasının mümkün olmadığı, sonuç olarak ruh sağlığı bozulan mağdure yönünden hangi eylemden kaynaklandığı sorusuna aranacak cevabın sanığın hukuki durumunu değiştirmeyeceği gibi böyle bir tespitin de çok zor olduğu, dosya üzerinden ATK’nın böyle bir talep konusunda
karar vermesinin sağlıklı da olamayacağı, sonucu değiştirmeyecek bir tespit için mağdurenin tekrar ATK’na gönderilmesinin de mağdureyi tekrar mağdur yapma ve belki olayı tekrar yaşayıp ruh sağlığının daha da olumsuz yönde etkilenmesine sebebiyet verme sonucu doğurabileceği ve nihayet gereksiz zaman ve masraf kaybına yol açacağı hususları bir arada değerlendirilerek bozma kararının ruh sağlığı ile ilgili bölümüne uyulmamasına ve bu yönde direnilmesine” karar verilip ilk bozmanın savunmaya ilişkin şartları gerçekleştirildikten sonra 10.05.2012 gün ve 2012/118 Esas, 2012/147 sayılı hükümle ilk hükümdeki gibi karar verilmiş bu hüküm de süresi içerisinde sanık müdafii tarafından temyiz edildiği,
Re’sen temyize tâbi olan bu hükmün sanık müdafii tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının “onama istekli 27.06.2012 gün ve 2012/153398 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilerek, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve “sanık hakkında iki ayrı iddianame ile açılan kamu davalarının yerel mahkeme tarafından birleştirilerek zincirleme suç hükümlerinin uygulanmış olması, cinsel saldırı suçunun temel şeklinin zincirleme şekilde gerçekleştirildiğinin kabul edildiği hallerde, mağdurun ruh sağlığının bozulmasının ancak bir kez gerçekleşebileceğine nazaran, neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç haline zincirleme suç hükümlerinin uygulanması olanağının bulunmadığının kabul edilmiş olması, 18.05.2009 tarihli iddianame ile hukuki kesinti oluştuktan sonra sanığın 19.10.2009 tarihli iddianameye konu suçu işlediği, dolayısıyla sanığın eylemleri iki ayrı suçu oluşturduğu halde, yerel mahkemenin zincirleme tek suç oluşturduğu yönündeki kabulünün karşı temyiz olmadığından, ancak eleştiri konusu yapılıp, bozma nedeni yapılamayacak olması karşısında; yerel mahkemece, mağdurun 31.05.2009 tarihinde gerçekleşen eylem nedeniyle ruh sağlığının bozulduğunu belirten Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu raporu esas alınarak hüküm kurulması isabetli olup, eksik araştırma ile hüküm kurulması söz konusu olmadığına, yerel mahkeme gerekçesindeki direnme gerekçesinin isabetli olduğuna ve hükmün esasının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verildiğinin anlaşılması üzerine dosya incelenip gereği düşünüldü:
18.05.2009 tarihli iddianame ile hukuki kesinti oluştuktan sonra sanığın 19.10.2009 tarihli iddianameye konu suçu işlemesi karşısında, sanığın ayrı ayrı cinsel saldırı suçlarından cezalandırılması yerine ikinci açılan davanın ilk eylemlerinin teselsülü kabul edilip yazılı şekilde hüküm kurulması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle re’sen de temyize tâbi hükmün ONANMASINA, 12.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi