YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/4
KARAR NO : 2012/2032
KARAR TARİHİ : 22.02.2012
Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık …’ün 3167 sayılı çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanunun 16/1. maddesi gereğince 1.000,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Söke 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.02.2010 tarihli ve 2009/176 esas, 2010/83 sayılı Kararının 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanunun 16/b-4. maddesinde yer alan ” Bu suçlardan dolayı yapılan yargılamalarda 04.04.1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 225. maddesi uygulanabilir” şeklindeki düzenlemeye, 20.12.2009 tarihli ve 27438 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanununda yer verilmemiş olması karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununun 195. maddesi uyarınca, sanığa gelmese dahi yokluğunda duruşma yapılabileceğine dair açıklamalı davetiye gönderilmesinin yeterli olmayacağı, savunması alınmadan karar verilemeyeceği gözetilmeden, savunma … kısıtlanmak suretiyle, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK.nın 309. maddesi gereğince bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 04.10.2011 gün ve 2011/12307/50534 sayılı Kanun Yararına Bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye ihbar ve dava evrakı ile birlikte tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:
Mahkemece verilen 25.02.2010 gün ve 2009/176 Esas, 2010/83 Karar sayılı hükmün son fıkrasında Anayasa’nın 40/2 ve CMK.nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine uygun olarak başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekillerinin gösterilmesinin gerektiği ancak, kanun yoluna başvuru süresinin başlangıcının belirtilmesi sırasında “…tefhimden ve tebliğinden…” denilmek suretiyle kanun yoluna başvuru hakkının yanıltıcı biçimde ifade edildiği, esasen Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 17.05.2011 tarihli yazısıyla mahkemenin hüküm fıkrasında kanun yolunun usulüne uygun şekilde gösterilmediği ve kanun yolu, süresi, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği bir meşruhatlı davetiyenin de çıkarılmadığı ve bu nedenle hükmün kesinleşmediğinden bahisle mahalline iade ettiği, ancak mahkemece yukarıda anılan kanun maddelerine uygun meşruhatı taşıyan davetiye ile mahkemenin kanun yararına bozma istemine konu olan 25.02.2010 gün ve 2009/176 Esas, 2010/83 tarihli kararı yerine aynı mahkemeden verilen ve konusu ” İnfazın durdurulması” olan 21.02.2011 tarihli Ek Kararın tebliğ olunarak dosyanın iade olunduğu, bu durumda hükmün son fıkrası Anayasa’nın 40/2 ve CMK.nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine uygun kanun yolu açıklaması taşımayan ve anılan kanun maddelerinde uygun şekilde meşruhatı içeren bir davetiye ile de tebliğ edilmeyen Söke 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.02.2010 gün ve 2009/176 Esas, 2010/83 sayılı Kararının henüz kesinleşmediği ve bu aşamada kanun yararına bozma isteğinde bulunulmayacağı anlaşıldığından, kanun yararına bozma istemin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.02.2012 tarihinde oybirilğiyle karar verildi.