YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/5843
KARAR NO : 2012/7053
KARAR TARİHİ : 20.06.2012
Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanık …’ün yapılan yargılaması sonunda; çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetine dair İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 08.12.2011 gün ve 2010/52 Esas, 2011/382 Karar sayılı re’sen de temyize tabi hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Cinsel istismar eyleminin tamamladıktan sonra durumu ailesine bildirmemesi amacıyla mağdurenin sanık tarafından tehdit edildiği nazara alınmadan tehdit eyleminin cinsel istismar suçunun unsuru olduğu şeklindeki isabetsiz gerekçeyle bu suçtan ayrıca hüküm kurulmaması, dosyaya getirtilen nüfus kaydına göre mağdurenin teyzesinin oğlu olan sanığın, tüm dosya kapsamına göre aradaki akrabalık ilişkisi ve bunun da ötesinde mağdurenin babası şehir dışına çıktığında ailesini emanet edebilecek mahiyet ve yoğunluktaki … ilişkisine dayalı olarak mağdurenin evine teklifsizce girip çıkabildiği, olay günü de kısa süreliğine dışarı çıkan mağdurenin annesinin aradaki bu … ilişkisine bağlı olarak mağdureyi sanığın bakım ve gözetimine bırakarak evden ayrıldığı sırada sanığın bu durumun yarattığı kolaylıktan istifade ile eylemini gerçekleştirdiği sabit olduğu halde sanık hakkında TCK.nın 103/3. maddesinin uygulanmaması ve oluşa uygun olarak sanığın işlediği kabul edilen nitelikli cinsel istismarda bulunma suçuna uyan 5237 sayılı TCK.nın 103/2 ve 103/4. maddeleri uyarınca verilen ceza 15 yılı geçse dahi, suçun sonucunda ruh sağlığının bozulmasından dolayı hakkaniyet gereği neticenin ağırlığına göre tayin edilen cezanın 49/1 ve 103/6. maddeleri gereğince yirmi yıla kadar artırılmasının olanaklı bulunduğunun gözetilmemesi suretiyle eksik ceza tayini karşı temyiz bulunmadığından, 5237 sayılı TCK.nın 103/1-a maddesinde mefruz cebrin unsur olarak yer aldığı gözetilmeden, mahkemece; “yaşı ve fiziki konumu nedeniyle mağdurenin sanığa direnme gücünün bulunmadığı ve bu tür çocuklara yönelik böyle bir eylemin cebren ve tehditle gerçekleştirdiğinin kabûlunün zorunlu olduğundan” bahisle esasen mefruz cebir gerekçe gösterilmek suretiyle TCK.nın 103/4. maddesinin tatbikinde isabetsiz gerekçe gösterilmiş ise de, mağdurenin hükme esas alınan ve özü itibariyle aşamalarda çelişmeyen, samimi ve inandırıcı anlatımları ile tüm dosya kapsamına göre sanığın mağdureyi kolundan sıkıca tutup mutfağa sürüklemek sûretiyle eylemini gerçekleştirdiği ve bu şekilde suçun 5237 sayılı Kanunun 103/4. maddesinde belirtilen maddi cebirle gerçekleştirildiği anlaşılmakla bahse konu kanun maddesinin uygulanması dosya kapsamı ve sonucu itibarıyla doğru olduğundan, anılan hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle re’sen de temyize tâbi hükmün ONANMASINA, 20.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.